YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

Müslüman Türklerde Doğruluk ve Fazilet(2)

 

"Dostlanmızdan biri, içinde 1.000 kuruş bulunan bir torba ile İstanbul'dan Beyoğlu'na dönüyordu. Tophane iskelesine çıkarken torba yırtılır, paralar dökülüp rıhtımın üstüne dağılır ve hatta bazıları denize yuvarlanır. Hemen halk üşüşür, herkes bulabildiği kadar toplar. Torbanın sahibi onların bütün bu hareketlerim büyük bir endişe ile takib eder. Fakat her taraftan gelip paraları deniz kenarında kalan torbaya koyduklarını görünce, içi biraz ferahlar. Hatta kayıkçılar suya dalıp deni dibine gitmiş olan kuruşları çıkarmağa başlarlar. Avrupalı dostumuz bütün bunlara karşı cömertlik göstermek isterse de vazifelerini yapmış olduklarından bahsederek her biri bir tarafa çekilir. Zaten o kadar kalabalıktır ki hepsine nasıl bahşiş yetişir? İşte bunun üzerine hamalın biri torbayı yüklenip dostumuzun evine götürür. Zavallı adamın büyük bir merak içinde parasını hemen saymış olduğunu tabii tahmin ederseniz. Birçok kaybı olduğunu zannederken bin kuruşunun tam olarak torbada olduğunu görünce hayretler içinde kalır. Gözlerine inanmaz, bir daha sayar. Tek bir kuruşun bile eksik olmadığını anlar. Halkın en fakir tabakasında incelik ve zarafetin derecesi acaba yalnız Türklere mi münhasırdır? Her halde şurası muhakkaktır ki, bu durum, hiç değilse büyük bir
hakkaniyetle hüsnüniyet şuurunun Türk milletine şeref veren bir ifadesi demektir".(2)
 "Milli seciyeyi halkın orta tabakasında, yani sanatlarıyla yaşayan ve zenginlerle fakirler arasındaki orta zümreyi teşkil eden insanlar arasında aramalıyız. İşte bu tabakaya mensup olan Türkler arasında içtimai ve ailevi faziletler, kendi ihtiyaçlarına ve bilhassa ilk peygamberler devrine layık nazikane mu­aşeret kaidelerine uygun bir tahsil seviyesiyle birleşir. Namuskarlık Türk tüccarının mümeyyiz vasfıdır. Hilekarlıklarına karşı hiç bir tedbir kafi gelmeyen Yahudilerden, Rumdan, Ermeniden Türkü ayırd eden işte bu vasfıdır. Rumlarla karışık olmayan Türk köylerinde hayatın masumiyetle örf ve adetlerin sadeliği pek şayan-ı dikkattir ve hilekarlık ve dolandırıcılık oralarda tamamiyle bilinmez".(3)
 "Yola çıkışımızı seyretmek için halk etrafımıza toplandı. Fakat hiç bir harekete uğramadığımız gibi eşyamızdan da hiç bir şey zayi etmedik. Türkiye'de doğruluk bir sokak fazilet haline gelmiştir. Saraylarda bile, o derecesine tesadüf edilemez. Kahvenin önündeki ağaçların altına oturan Türklerle gelip ge­çen çocuklar, atlarımızla arabalarımızla eşyalarımızı yüklerken bile yardım ettiler. Yere düşen öteberimizle unuttuğumuz şeyleri toplayıp kendi elleriyle bize getirdiler."(4)
"Osmanlı Türkleri umumi ve ferdi ahlaklarının ciddiyetini, Kur'an'ın iffet ve haya hükümlerine borçludurlar. Ahlaki ve dini bir hukuk sisteminin zaruri bir neticesi olan bu hali, barbarlık örf ve adetlerinden, milletin göçebeliğinden ve koca­ların kıskançlığından doğmuş göstermek haksızlıktır".(5)
"Müslüman Türkler arasında kibir ve gurur adeta meçhuldür. Kur’an’ının en şiddetle men ettiği temayüllerden biri de budur.
-Yer yüzünde sakın azametle yürüme, insanlardan azarla­rını gururla çevirme.
-Mütekebbir ve mağrur olandan Allah nefret eder.
-Hareketlerinde alçak gönüllü ol. Yavaş sesle konuş.
-Allah, saygısızca çılgınlıklardan nefret eder.
-Kibir cehaletten ileri gelir. Alim asla mağrur olmaz. Bir taraftan da mütemadiyen mahviyet telkin eder:
-Tevazu Cennet kapısının anahtarıdır.
-Alçak gönüllülük, yükselme ve saadetin süsüdür.
-Tevazu insana necabet verir.
-Hakiki hakim alçak gönüllü olur.
-İnsanlara karşı daima alçak gönüllü ol.
 İşte bundan dolayı Müslüman Türk'ün yürüyüşünde vekar ve ihtişam olmakla beraber, kat'iyyen kibir ve azamet yok­tur. Daima yavaş sesle konuşur. El ve kol hareketlerinde hiç bir zaman mütehakkimane bir eda sezilmez. Hizmetinde tatlı­lık ve kolaylık vardır.
Yalnız bir şeyle, diniyle mağrurdur. Onun her emrini yeri­ne getirmeyi bir izzet-i nefis borcu bilir. Bütün dünyanın Müs­lüman olmasını ister, yegane hak dinin müslümanlık olduğuna inanır. Bütün diğer dinlerin bir sürü çocukça hurafelerle, batıl itikatlarla ve müşriklikle lekelenmiş olduğuna kanidir." (6)
     ______________________________________________________________________________
       2. Fransız şairi Lamartine'in Voyage en Orient" adlı eseri, Paris 1896; C. 2; s.247
3. Mouradgea d'Ohsson'un "Tableau general de l'Empire Ottoman" adlı eseri, 1791: C. 4; s. 315.
4. A.L. Castellan'ın «Letteres surla Grece l'Hellespont et Constantinople» adlı eseri; 1811; c, II s. 222-223
5. İngiliz Th. Thornton'un Fransızca «Etot actuel de le Turquie» adlı eseri, Paris 1812; c. 2 s. 223-224
6. A. Brayer'in "Neuf annees a Costantinople" adlı eseri, Paris 1836; C. l;s. 198-199.-
25.03.2010
Bu yazı 1187 defa okundu.

Diğer Yazıları