YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

Necmettin Erbakan, Milli görüş ve Darbeler?

 

Herkes hoca diye hitap eder.
Bazıları onu ya imam ya da ilahiyatçı zanneder.
Bazıları da şeriatı getirecek mücahit.
Oysaki o ne imamdır ne de ilahiyatçı.
Ne mücahittir nede hilafeti getirecek halife…
Kısacası medrese eğitimi almamış, ilahiyattan mezun olmamış, ancak görünürde İslam fedaisi olan bu zat, yaş itibariye irtihal-i dar-ı beka’ya yaklaştığı son demlerinde bile darbeye karşı net bir tavır içerisinde değil.
Geçenlerde Ertuğrul Özkök yazdı da hatırladık.
12 Eylül darbesinden önce’’ Demirel ve Başbuğ Türkeş’in erken seçim istemesine rağmen, Ecevit ve Erbakan ise bu isteğe karşı çıkmış."
Mücahit Erbakan herhalde bu ülkenin darbeye sürüklenmesinden büyük zevk alıyor.
Milli görüş kökeninden gelen çok temiz siyasetçiler yok değil.
Abdullah Gül, R.Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç gibi eski milli görüşçülerin hatalarıyla sevaplarıyla Erbakan’dan ayrıldığı muhakkak.
Şuan da Saadet Partisinde yer alan, iyi niyetli birçok insanın varlığını da biliyoruz.
Ancak nedendir bilinmez, Necmettin Erbakan’ın siyasi hayatında büyük gariplikler var.
Makine Mühendisliğinden mezun olan, Almanya’da Alman ordusu için DVL araştırma merkezindeki araştırması ile ünlü V1, V2’lerin gelişmesini sağlayan Profesör Schmidt ile birlikte başarılı çalışmalar yapmış geleceği olan bir genç, yani Almanya’da çok başarılı günler geçiren biri, birden bire çıkıyor, geliyor ve parti kuruyor.
O dönemde sol ile birlikte demokrat ve milliyetçi tabanları temsil eden partiler mevcutken İslam tandanslı bir parti piyasada yoktu.
Bizim ’’zeki ve dahi’’ mühendis bu açığı görerek, birden bire Mücahit Erbakan oluyor.
Bunların hiç birine sözümüz yokta...
İslamiyet’le alakalı ne medrese ne ilahiyat eğitimi nede herhangi bir Hoca’dan ders almışlığı olan- hatta ilk dönem itibariyle cemaatlerle de o kadar da içli-dışlı olmayan bir mühendisin-, birden bire İslamcı kesilmesini de sorgulamıyoruz.
İmam-Hatipleri katıksız ve kahramanca savunan Erbakan’ın imam-hatip mezunu olmamasını da kafamıza takmıyoruz...
Ancak bu kadar tezatlıkların bir siyasetçide bulunmasına ise anlam veremiyoruz.
Kalkıyor, İmam-Hatipler bizim arka bahçemizdir diyor, askeri tahrik ediyor.
Darbenin geleceği aleni bir şekilde gözükürken, kalkıyor şeyhlere mecliste iftar veriyor.
Ortalıkta sahte tarikatçılar cirit atıyor, bizim Mücahit ise askerin nasıl bir ruhi-halet içerisinde olduğunu kafasına takmıyor.
MGK’da 28 Şubat kararları alınıyor; Başörtüsü yasaklanıyor, Müslümanlar baskı altına alınıyor, seçime gitse belki her şey tersine dönecekken, bizim kahraman fetihçi bu kağıt parçasının altına imza atıyor.
28 Şubat’ın iki yıl öncesinden askerin darbe planı yaptığını bizzat söylüyorlar, bizim ki ise bu söylentiyi iki yıl boyunca hiç aklına dahi getirmiyor.
*
Ülke darbeye sürükleniyor diyorlar, yapamazlar diyor.
Susurluk diyorlar ‘’Sen boşver onları, onlar fasa-fiso biz işimize bakalım’’ diyor.
Ergenekon diyorlar ‘’ Ergenekon’un ne olduğunu bilmiyorum. Okuduğumuz şey (iddianame) roman gibi bir şey’’ diyor.
Mehmet Haber diyorlar ‘’Dostumuzdur, çalışkandır. Her zaman takdir ederiz.’’diyor.
Ulusalcılar diyorlar ‘’Ulusalcılar Milli Görüş’e yaklaştılar’’diyor.
Demirel 28 Şubat’ta baş aktördü diyorlar ‘’Demirel benim sınıf arkadaşımdır. Şahsen dostumdur, kardeşimdir’’diyor.
Şimdi de öğreniyoruz ki, 12 Eylül’de de darbenin önüne geçmek için adım atmayı istememiş. Tıpkı 28 Şubat’ta olduğu gibi.
Göz, göre göre iki darbenin önüne geçme gibi bir fırsatı varken ikisine de engel olmuyor. Ve Türkiye kayıp yıllarını yaşamaya başlıyor.
Özellikle 28 Şubat’ta darbenin olacağından haberdar olan birisi, geliyor Erbakan’a ‘’darbe yapacaklar, tedbirinizi alın’’ demesine rağmen, Mücahit Erbakan yine bildiği yolda devam ediyor.
Bütün bunlar yetmezmiş gibi şimdide onun yolunda giden malum medya organları Müslümanların içerisine nifak sokmaya çalışıyor.
Bu makam, mansıp, iktidar ve nifak arzuları o kadar tutulamayacak bir hale gelmiş ki, eski dava arkadaşlarının zor günlerinde bile yanlarında yer almadılar.
22 Temmuz ve yerel seçimlerde resmen CHP gibi AKP’ye karşı muhalefet yaptılar. Ulusalcılarla dost oldular. Bizans’ın çocukları terimini kullandılar.
Şimdilerde de kendi medyalarını kullanarak Ergenekon’u dolaylı yollardan savunan yazarlarını piyasaya sürdüler. Hiç omurgalarını bile düşünmeden, kendilerine darbe yapan darbecileri dost edindiler.
Ortaya çıkan belgeyi ciddiye almayıp, üzerinde bile durmak istemediler.
Kendi dinlerinden de olsa sevmedikleri siyasi parti ve bazı cemaatlerin aleyhinde yayınlar yaptılar ve yapmaya devam ediyorlar.
Umarım birileri çıkarda eski İslamcı-yeni ulusalcı çizgide olan Erbakan ve Saadet partisinin hali-pür melalini açıkça anlatırlar.
Yoksa Necmettin Erbakan’ı da, gerçek yüzüyle ortaya çıkan Cindoruk gibi düşünmeye başlayacağız

 

09.07.2009
Bu yazı 750 defa okundu.

Diğer Yazıları