YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

O kitabe bir Nisan ayında ABD?ye gitmişti!

 

Tarih geldi, yine baş ucumuzda bize büyük bir kapı araladı. Evet, her şey unutuluyor da tarihe geçen adımlar gün geliyor tekrar hatırlanıyor ve geçmişten bir el uzanıp bize kendini hatırlatıyor.

ABD Başkanı Obama’nın Meclis konuşmasında Sultan Abdulmecit’in Washington’daki anıta gönderdiği mermer kitabesine yaptığı atıf geçmişe bıraktığımız bir izi yeniden gün yüzüne çıkarttı. ABD-Türkiye ilişkilerinin normalleşme sürecine girdiği, dahası müttefiklikten ortaklığa dönüş yaptığı bu süreçte o kitabe iki ülke arasındaki dostluğa zemin oluşturdu.

 

 

Gelin bu Anıt’ın hikayesine bir bakalım.

 

Osmanlı’nın Islahat Fermanı gibi, Mustafa Reşit Paşalar gibi en tartışmalı, hareketli ve değişim taleplerinin her tarafı sardığı, Batı’yla ilişkilerin önem kazandığı bir döneme rastlıyor Sultan Abdulmecit’in taht günleri. Babası II. Mahmut’un attığı değişim adımlarını sürdürmek niyetindedir ve epeyce kudretlidir. 

 

O devrin devlet psikolojisiyle bakarsanız ABD’ye gönderilen bu kitabenin Sultan Abdulmecit’in Batı’ya bakışının ve dışarıya açılım siyasetinin etkisi olduğunu görüyorsunuz. 

 

Obama’nın Türk-ABD ilişkilerine zemin kurmak için bahsettiği o anıtın hikayesi işte böyle bir devlet psikolojisi içinde oluşuyor. Ancak daha önemli bir ayrıntı daha görülüyor. O da Avrupa’da başlayan 1848 ayaklanmalarında Osmanlı’nın Macar ve Polonyalı mültecilere kucak açmasının ABD halklarında yarattığı ilgi ve sempati.

 

Osmanlı’nın gösterdiği bu sıcak ve insancıl tavır Avrupa’dan giden ama dostlukları, yakınlık ilişkileri süren ABD halklarının Osmanlı’ya bakışını değiştirmişti. Aynı sıcaklığı ABD’de gösterdi ve mültecileri kabul etti. 

 

Böylece ilk defa ABD ile Osmanlı aynı noktada bir tavır ortaya koydular. İşte o anıta gönderilen kitabe 1848 ayaklanmalarıyla başlayan dostluğun bir devamı gibi ifadelendirilebilir. 

 

ABD, Sultan Abdulmecit’in de kitabesinin bulunduğu o anıtı George Washington adına yapma kararı almıştı. Önce birleşik devletlere bağlı eyaletlerden birer taş veya kitabe göndermeleri istendi. Ancak daha sonra bu çerçeve genişledi ve dünyadaki tüm devletlerden taş veya kitabe gönderilmesi istendi. Bu istekleri büyükelçileri kanalıyla veya özel elçileri kanalıyla yapıyorlardı. 

 

Sultan Abdulmecit’ten anıt için kitabe isteyen 1853 yılında İstanbul’a gönderilen ABD özel elçisi J.P. Brown adlı sefirdir. Brown, Anıt meselesiyle ilgili taleplerini Osmanlı hükümetine iletir. Hükümetin Sultan’a arz ettiği bu meseleye Abdulmecit olumlu davranır ve bir kitabe göndermeyi kabul eder. 

 

 

Osmanlı o yıllarda bölgesindeki gücü ve kudretiyle dünyanın en saygın devletiydi. Onun ABD’deki bir anıta kitabe göndermeyi kabul etmesi ABD için büyük bir onur oldu. Sultan Abdulmecit, talebin gelmesinden tam bir yıl sonra yani 1854’te Kazasker Mustafa İzzet Efendi’ye özel olarak yaptırdığı Osmanlıca kitabe ve üzerindeki tuğrayı söz verdiği gibi ABD’ye ulaştırdı. Küçük, ama Osmanlı Sultanı’nın tuğrası ve talik hatla yazılmış bir de şiirle oldukça anlamlı bir hediye olmuştu. 

 

Gariptir ki kitabenin ABD’ye teslim edildiği ay 1854’ün Nisan ayıydı. Aradan geçen bunca yıldan sonra 44. ABD Başkanı Obama’da bir 2009 Nisan ayında Türkiye’ye geliyor ve o kitabe için teşekkür ediyordu. 

 

 

Anıt için gönderilen kitabenin içeriğinden de bahsedelim. Zira içeriği Osmanlı’nın ihtişamını ve büyüklüğünü bir kez daha tescilliyor. Hemen tüm dünyadan gelen kitabe veya taşlarda G. Washington’a övgüler dizilirken Osmanlı Padişahı’nın gönderdiği kitabede çok farklı bir şey yazıyordu.

 

 

 

Osmanlı kitabesinde, Sultan Abdülmecid’in temiz  adının ABD ile dostluğun devamı için Washington’daki yüksek taşa yazıldığını ifade ederek;

 

“Devâm-ı hulleti te’yid içün Abdülmecid Han’ın

Yazıldı nâm-ı pâki seng-i bâlâya Vaşinkton’da“ 

 

Dostluğun adeta taşa kazınarak bugünlere gelmesi ve sanat eseri olmasının dışında tarihsel bir anlamı da bulunmasında iki kişinin daha adını anmak lazım. Beyti yazan ve taşa kazıyan sanatkarlar… Evet, bu beyti  Ziver Paşa yazmış ve taşa kazıma işi de Kazasker Mustafa İzzet efendiye nasip olmuştu.

 

 

Obama’nın ülkemize yaptığı ziyaretle bir kez daha gündeme gelen bu kitabe, aslında üzerinden 160 yıl geçmiş ve üstü tozlanmıştı. Ancak Sayın Obama bu tozu üfledi ve taşa kazınan dostluğu tazeledi. Yeni dönemde ABD’nin geçmişe dayalı bu dostluğa yaptığı vurguyla yeni dönemin şekillenmesinde Türkiye’ye düşecek görev paralel görünüyor. Bize düşense oldukça dikkatli davranarak “dost kazığı yememek” olacak.

 

 

----------

Kaynakça:

George Washington, Vikipedi, özgür ansiklopedi

George Washington University, 2009

ansiklopedi.turkcebilgi

Washington’da masonik şifreler ve Osmanlı tuğrası,

Mustafa Armağan, Zaman Pazar

Osmanlı Sultanları Ansiklopedisi, Rehber Ansiklopedisi,

11.04.2009
Bu yazı 668 defa okundu.

Diğer Yazıları