YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

OSMANLI?DA ADALET

   Bir devletin ayakta kalması ve hükmünü devam ettirebilmesi için, âdil olma vasfının tecessüs etmesi gerekir. Âdil olmayan bir devlet, halkına adaletli davranmayan bir yönetim, yıkılmaya mahkumdür.Tarihî vesikalar bunu bize böyle öğretmektedir. Adaleti tesis etmiş olan devletler ise, halkın kendisinden memnun olması neticesinde; bu âdil yönetim anlayışı devam ettği müddetçe ömrü de uzun olmuştur.İşte, bununla alâkalı olarak, Osmanlı’da adaletin nasıl olduğunu bize gösterecek tarihî vakıa, nasıl dünya devleti olduğumuzu,nasıl asırlar boyu bütün cihana hükmettiğimizi, daha iyi anlamış oluruz.

 

  Fatih Sultan Mehmed Han döneminde cereyan eden bir hadise, şöyle  nakledilir:“İstanbul’un fethinden sonra mahkumları serbest bırakan Fatih Sultan Mehmed Han’ın huzuruna iki papaz getirilir.Bunlar Konstantin’e âdil ve hakka riayetli olmasını söylediklerinden zindana atılmış, sonra da “böyle adaletsiz bir dünyada içirisi, dışarısında daha rahat“ diye hapisten çıkmamaya yemin eden keşişlermiş.Fatih Sultan Mehmed Han,dünyaya kahreden iki papaza şöyle hitab etmiş:

 

“-O halde sizlere şöyle bir teklifim var: Sizler, İslâm adaletini tatbik edildiği memleketimizi geziniz. Müslüman hakimlerin ve müslüman halkın davalarını dinleyiniz. Bizde, sizdeki gibi adaletsizlik ve zulüm görürseniz, hemen gelip bana bildiriniz. Ve siz de evvelki kararınız gereğince uzlete çekilerek hayata küsmekle haklı olduğunuzu ispat edersiniz.“ demiş.

 

Bu teklifi kabul eden keşişler, bütn Osmanlı topraklarını dolaşmaya başlamışlar.Bir çok hadiselerle karşılaşmışlar. Bunlardan birisi,Bursa’da karşılaştıkları hadisedir. Olay şudur: Bir müslüman, bir Yahudiden at satın almış. Ancak, hiç kusuru yok diye satılan at, meğer şiddetli hastaymış. Nitekim, satın alan Müslüman’ın ahırına girdiği ilk akşam atın hasta olduğu belli olmuş.Müslüman, sabah erkenden Bursa kadısına gelmiş, fakat kadı halen dairesinde yokmuş;ve bir müddet bekleyen davacı, kadının geleceğinden ümidini kestiği için bırakıp gitmiş. İkinci akşam ise at ölmüş. Duruma, atın ölümünden sonra vâkıf olan Bursa kadısı:“-İlk geldiğinizde makamımda bulunsaydım,sağlam diye satılan atı sahibine iade ettirir,paranızı alırdım. Madem ki, atın elinizde ölmesine benim vazife başında bulunmayışım sebep oldu,ziyana girmeniz benim yüzümden olduğu için iade edemediğiniz ata ödediğiniz parayı ben veriyorum.“ diyerek,meseleyi halletmiş.

 

 İkinci bir hâdiseyle de İznik’te karşılaşan papazlar, daha da şaşırmışlar. Şahit oldukları mahkeme hâdisesi şudur.“Bir müslüman diğer bir müslümandan bir tarla satın alarak ekin zamanı tarlayı sürmeye başlamış. Bir ara kara sabanın ucuna bir şey takılmış, nedir acaba diye çıkarıp bakmış ki, bir küp dolusu altın. Müslüman bunları alıp, tarlanın ilk sahibine getirmiş.“-Kardeşim!Ben senden tarlanın üstünü satın aldım,altını değil. Eğer içinde bu altınların mevcut olduğunu bilseydin,bu fiyata bana satmazdın. Al şu altınlarını demiş.“ Tarlanın ilk sahibi de:“- hayır, ben sana bu tarlanın içini dışını, altını üstünü,hepsini birden sattım. Senin nasibine çıkan bu altınlara şimdi ben nasıl sahip çıkarım.Bana haramdır,bunları alamam“.demiş Mesele kadıya intikal etmiş.İznik kadısı da bu takdire şâyan hâdiseye fevkâlade memnun kalarak, altınları ikisi arasında paylaştırmış ve meseleyi halletmiş. Papazlar, burada vuku bulan hadise karşısında, başka yerlere gitmenin gerek kalmadığına kanaat getirerek, Fatih Sultan Mehmed Han’nın huzuruna çıkarlar ve gördüklerini bir bir anlatırlar ve şu hükmü verirler:“-Bütün bunlar, kadılarınıza, onlara dâvâ hallettiren müslümanlardaki DİN KUVVETİNİ, Allah korkusunu gösteren ve müslümanlardan başka hiç kimsede görülmeyen çok ibretli hâdiselerdir. Bundan sonra biz karar verdik. Artık, zindana girmeyeceğiz. Çünkü sizde böyle adalet tatbik edildikçe, sizden olmayan hıristiyan papazların dahi zulme uğramayacağına inanmış bulunuyoruz. Siz, bu adaletten sapmadığınız müddetçe devletiniz asırlar boyu devam eder“* *Ö.FarukYılmaz,BelgelerleOsmanlıTarihi,I,Osm.Yay.,İst.1998.,sh.,369

08.07.2008
Bu yazı 920 defa okundu.

Diğer Yazıları