YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

Osmanlı?ya Matbaanın Geç Gelişi

Ulemânın bizi geri bıraktığı masalını anlatmak için, matbaaya karşı çıktığı(!), temcit pilavı gibi daima ileri sürülür.Aslında her şeyden evvel matbaanın Gutenberg tarafından  icat  edildiği büyük bir YALANdır.Çünkü matbaanın çok daha eskilerde Çin’de icât edildiğini, Uygurlar’ın ve diğer bazı milletlerin de  kullandıkalrını biliyoruz.Almanya’da ise matbaa, 1450 yılında devreye girdi.

 

  Ecdadımız Osmanlı’nın, matbaayı zamanında almayışının gerçek sebebi, sık sık gerekçe olarak zikredilmesine rağmen, “yazmakla geçinen insanları korumak” değildi.

 

   Asıl sebep şudur:

 

   Matbaa harfleri tahtadan oyulur, kalıplara bir bir yerleştirilir; en fazla 65-70 kitap bastıktan sonra bütün harfler parçalanır, yeniden harfleri tahtadan oymak gerekirdi.Bu zahmet, her harfin  yazılması  icap eden latin alfabesi için  değerdi ama, Stenoya benzer bir hususiyete sahip olan Osmanlı yazısı için değmezdi.

 

   Matbaada gerçek bir baskı sür’ati ise, ancak mâdenî harflere geçildikten sonra elde edilebildi, dolayısıyla Osmanlı da o zaman matbaayı aldı...Zannedildiği , veya öyle gösterilmek istendiği üzere teknolojiye filan da  kapalı değildi Osmanlı.Aksi taktirde Avrupa’da icat edilen telgraf, ilk defa  Edirne-İstanbul arasında hayata geçirilmezdi.

 

    Dr. Mazhar Osman’dan bir hâtıra

 

  Bir gün  Dr.Mazhar Osman, İsmet Paşa’ya, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastenesi’nin çok dolu olmasından dert yanarak şöyle demiş:

 

  -Bizim hastanelerde yer kalmadı.Çok hasta var. Aslında bunların çoğu bizim hastamız  da değiller.Eskiden tekkeler vardı.Şeyhler vardı.Onlar bu hastalara nefes eder, iyileşirlerdi.Siz tekkeleri kapattınız, hastaları çoğalttınız. Bu hastalar bizlik hastalar değil.Şimdi madem ki tekkeleri kapattınız, şunu yapın hiç olmazsa;

 

   Dergâhları kapatılan bu şeyh efendileri imtihan ederek, onlardan birer-ikişer-üçer kişi veriniz hastanelerimize.Hastanede yatan hastaların dört üçü iyileşir çıkar o zaman.

 

   İsmet Paşa, anlatılanları dinlemiş, dinlemiş;

 

   -Söyleyeceklerin  bitti mi? Diye sormuş.Mazhar Osman da,

 

   - Evet bitti, deyince, İsmet Paşa şu cevabı vermiş:

 

    -Ne bunu sen söylemiş

09.07.2008
Bu yazı 950 defa okundu.

Diğer Yazıları