YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

RUSYA NEDES KATLİAMI KABUL ETTİ?

 

“Uluslararası silahlı çatışmalar: sivil halk asla hedef olamaz, halkı aç bırakmak bir savaş taktiği değildir, hayatın devamı için gerekli nesneler ve varlıklar yok edilemez.”
 
 
“Uluslararası düzeyde olmayan silahlı çatışmalar: bireylerin insani muamele görmesi garanti altına alınmalıdır, sivil halka genel bir koruma sağlanmalıdır.”
 
 
 
“Savaş esirleri üzerinde, hangi türde olursa olsun onlardan bilgi alabilmek adına ne fiziksel ya da ruhsal işkence ne de başka herhangi bir baskı aracı kullanılabilir. Konuşmayı reddeden savaş esirleri tehdit, hakaret veya herhangi türden bir sakıncalı muameleye maruz bırakılmamalıdır.”
 
 
 
“Teslim olmuş askerleri öldürmek ya da yaralamak; uzuv keserek fiziksel olarak sakat bırakmak; kişinin ölüme sebebiyet verecek ya da onun sağlığını ciddi biçimde tehlikeye atacak tıbbi olarak meşrulaştırılamayacak ve kişinin çıkarları doğrultusunda yapılmayan tıbbi ya da bilimsel deneyler gerçekleştirmek; kişinin onuruna yönelik saldırı, özellikle de onur kırıcı ve aşağılayıcı muamele; tecavüz ve cinsel şiddetin diğer biçimleri ve insanları kalkan olarak kullanmak gibi savunmasız kişilere zarar verme savaş suçudur.”
 
 
 
                                    
 
 
 
Bu, insanlığın büyük özlem(!) duyduğu Cenevre Sözleşmeleri’nden yaptığım birkaç alıntı madde.
 
Peki, Cenevre Sözleşmeleri nedir?
 
Kabaca tasvir etmek gerekirse;(maddelerden de anlaşılacağı üzere) savaş hukuku demek.
 
Hadi oradan demeyin.
 
Evet, belki geçmişten günümüze değin birçok ülke bu muhterem iki kelimeyle tanışamadı.
 
Ancak, o hep vardı!
 
Nasıl?
 
Sözde…
 
 
 
                                    
 
 
 
İlki 1864 yılında yapılmış bu sözleşmeler daha sonra 1899, 1906, 1907, 1923 ve 1949 tarihlerinde yenilenerek (kural tanımaz birçok ülkenin kulağına küpe olması amacıyla) belli bir olgunluğa getirilmiş.
 
Daha sonra ise birçok ülke bu sözleşmelere bağlılıklarını belirtmişler.
 
Ülkemizde bu sözleşmelere bağlılığını 1954 yılında belirtmiştir.
 
Sadece ülkemiz değil İsrail, ABD ve Rusya’da bu sözleşmelere taraf olmuşlardır.
 
Yanlış duymadınız İsrail, ABD ve Rusya!
 
Ne garip ve çelişkili değil mi?
 
 
 
 
 
                                    
 
 
 
ABD; Irak’ta, Afganistan’da kundaktaki bebekleri öldürürken, gencecik çocukları sakat bırakırken nerede miydi bu hukuk?
 
Rusya; Katin’de 22 bin Polonyalı esiri tararken, Kırım’da soydaşlarımızı katlederken, Hocalı’da Azeri kardeşlerimize yapılan soykırımda Ermeni kuvvetlerini desteklerken, Çeçenistan’da binlerce yetim bırakırken nerede miydi bu hukuk?
 
İsrail; Lübnan’da, Filistin’de yıllardan beri herkese göstere göstere soykırım yaptığında nerede miydi bu hukuk?
 
Ermenistan; Hocalı’da binlerce Azerliyi yaktığında ve gözlerini oyduğunda nerede miydi bu hukuk?
 
Dedik ya(!) az öncede.
 
Sözde!...Sözde!...
 
 
 
                KATİN KATLİAMI
 
 
 
Rusya, Katin katliamını anma törenlerine giderken uçağının düşmesi sonucu ölen Polonya Devlet Başkanı Lech Kacynski’nin ardından dün bir jest yaparak Katin Katliamı ile ilgili belgeleri yayınlamış.
 
Belgeler incelendiğinde bir nevi katliamı üstlenmiş.
 
Şimdi sormak lazım.
 
Cümle âlemin kabul ettiği bu katliamı, Rusya’nın kabul etmesi için Lech Kacynski’nin ölmesi mi gerekiyordu?
 
Rusya’nın; Kırım’da, Çeçenistan’da yaptığı ve Hocalı’da desteklediği katliamı kabul etmesi için de birilerinin mi ölmesi gerekiyor?
 
Cenevre Sözleşmeleri buna ne der acaba?
 
06.05.2010
Bu yazı 934 defa okundu.

Diğer Yazıları