YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

SOSYALİST CHP AVA GİDERKEN AVLANDI

 


CHP,birden bire demokrat oluverdi!

Artık darbe almayacaktı...!

‘Yaşasın !.. Artık darbe olmayacak...’ diye sevindik..

...

Durun bakalım.. Biz neye seviniyoruz yahu ?..

Çağdaş demokratik(!) hukuk devletinde ‘Darbeciler, çeteciler yargılanıyor, bundan böyle yargılama süreci daha da iyi işleyecek’ diye mi seviniyoruz ?...

Şu halimize bakın hele.. Güleriz ağlanacak halimize..

Şöyle bir geriye doğru baktığımızda ‘ne entipüften bir demokrasi ile yönetildiğimizi’ bir daha idrak ediyor insan...

Demokrasi ile yönetilen bir ülkenin, ‘Yaşasın !.. Artık darbe olmayacak...’ diye sevinen vatandaşlarıyız bizler !...

Unuttuk bir an darbelerin perişan ettiği halkı... Şimdi seviniyoruz, düzeliyor diye demokrasimizin hal-i perişanı !..

...

Tabii ki bu süreçten herkes memnun değil.. Üzülenler de var elbette...

Örneğin CHP..

Askere sivil yargı yolunu açan yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götürdü...

Darbecilerin çetecilerin avukatlığını yapan Baykal, aynı zamanda askeri vesayet rejiminin de bekçisi olduğunu gösterdi...

Darbecilere yargı yolunu açan yasayı mahkemeye götüren Baykal’ın darbeci olduğu böylece tescillenmiş oldu...  ( Yalçın Küçük’ün

’orducu  sosyalist’ tanımının ne manaya geldiğini de öğrenmiş olduk ayrıca..)

Herneyse, top yine Anayasa Mahkemesi’nde...

Kapatma davasında ‘ne şiş yansın ne kebap’ kararı çıkmıştı... 367’den de hukuk rezaleti !..

Başörtüsü serbestisi ile ilgili anayasa değişikliğini, halkın iradesine rağmen ve yetki gasbıyla iptal etmişti mahkeme..

Bakalım yüksek yargı böyle bir imtihandan bu sefer başarıyla çıkabilecek mi ?

Bakalım Anayasa Mahkemesi, askeri rejim vesayetini idame ettiren darbe anayasasının, dolayısıyla statükonun teminatı olma vazifesini mi ifa edecek, yoksa çağdaş demokrasi normlarına uygun bir karar vererek orducu sosyalistlere ’dur’ mu diyecek ?...

Bekleyip göreceğiz...

...

CHP durumu ise oldukça vahim...Bir MHP taktiği uyguladı ama başarılı olamadı..

Başörtüsü sorununu gündeme getirip, ’madem çözmek istiyorsunuz, hadi bakalım, biz varız.. yiyiyorsa buyrun...’ demişti MHP..

İktidarın böyle bir teklifi reddetmesi, kendini inkar etmesi, dolayısıyla intihar etmesi demekti.. Sonuçta iktidar ketenpereye gelmek zorunda kaldı.. Ve böylece kapatma davası için tüm hazırlıklar tamamlanmış oldu...

Taktik tuttu ama konjonktür müsait olmadığı için iktidar partisi kapatılamadı.. ( Bu da iyi !.. Demokratik hukuk devletiyiz ya, ’iktidar partisi kapatılmadı’ diye seviniyoruz !!..)

CHP de benzer bir taktik uyguladı...

Bir yandan Ergenekon Davası sürerken diğer yandan askerin demokratikleşme sürecine müdahele etme ihtimalinin günbegün zayıflaması CHP’nin işine gelmiyordu..

Zira bir darbe ya da ara rejim ile anti demoktarik bir süreç oluşmadıktan sonra CHP’nin yarım asırlık iktidar hasreti bitmeyecekti...

Albay Dursun Çiçek’e ait olduğu iddia edilen belgenin ortaya çıkması, daha sonra Askeri Mahkeme’nin albayı temize çıkarması ve ardından da Genelkurmay’ın ’kağıt parçası’ çıkışı CHP için fırsat oldu...

İktidarın askerle arasını açmak ve ortamı iyice germek için geçici 15. Maddenin kaldırılması teklifinde bulundu Baykal... Demokrasiden dem vuran iktidarın buna ’hayır’ demesi mümkün değildi...

AK Parti teklife atlayacaktı.. Asker bundan ciddi rahatsızlık duyacaktı.. Oligarşik bürokasi baskı kuracaktı..

Kim bilir, belki de Ergenekon Davası’nda, Susurluk gibi, sürpriz gelişmeler yaşanacaktı...

Neticede AK Parti yıpranacaktı...

Ya CHP ?..

Onlara birşey olmazdı.. Onlar Ankara partisiydi.., ’Devletin partisidir, ne yapsa yeridir !..’ deyip geçerlerdi...

Ama hesaplar tutmadı...

İktidar geçici 15. Madde kaldırılması yerine, Askere sivil yargı yolunu açan yasayı geçirdi.. Hem de geceyarısından sonra, CHP uyurken !..

Valhasıl, CHP ava giderken avlandı... Yine ve mecburen mahkeme kapısının yolu göründü..

Önce darbecileri yargılayalım diyeceksin.., darbecileri yargılayacak yargı tasarısı önüne gelecek, itiraz etmeyeceksin.., tasarı geçtikten sonra da yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuracaksın... Aynı zamanda, darbelere karşısın ve sosyal demokratsın !... 

Bu arada ‘geceyarısı geçirdiler !..’ diye de feryat edeceksin...

( Yahu şu ‘geceyarısı geçirdiler..’ serzenişini de hala anlamış değilim... CHP mahkemeye itirazını yaparken bu argümanı da kullandı mı acaba ?.. Yoksa Anayasa’da ‘geceyarısı saat 12’den sonra Meclis’ten kanun geçmez.. Geçmesi teklif dahi edilemez !..’ diye bir madde mi var ?.. Eğer böyle bir şey yoksa, CHP artık bıraksın şu ‘geceyarısı geçirdiler’ muhabbetini.. Bak, adamlar gece gündüz çalışıyorlar !.. Sen Meclis’te harcadığın vakitten daha fazlasını Anayasa Mahkemesi’nin kapısında nöbet bekleyerek geçirirsen, adamlar da böyle geçirirler !.. )

Mahkeme ne yönde karar verirse versin CHP kaybetmiştir...

Askere sivil yargı yolunu açan yasayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıyarak darbeci olduğunu tescil etmiştir CHP...

Mahkeme yasayı iptal ederse, siyaset yapmak için Honduras’ın yolunu gösteren de çok olur, giymen için asker üniforması gönderen de !... 

367’yi yutturabildiğin kadar yutturursun demokratlığını... 

Mahkemenin itirazı reddetmesi de CHP için hüsrandır...

Zira bu durumda da elde kalan son silah, yani ’yargı silahı’, tutukluk yapmıştır !...


 

18.07.2009
Bu yazı 1001 defa okundu.

Diğer Yazıları