YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

Tarihimizdeki Adâlet Anlayışı ve günümüzdeki karşılığı

 

 

  Bir gün divanda iken karşısına gelip evinden ve yatağından kendisini kovan  bir Türk askerini şikayet ederek ayaklarına kapanan bir adama,Gazneli Sultan Mahmud;

   -Sızlanmayı bırak! Suçlu evine geldiği zaman haber ver; bizzat kendim gelip cezalandıracağım, dedi.

  Bir müddet sonra, haber gelince  Sultan, dediği gibi kalkıp eve  gitti. Muhafızlarına evin etrafını sardırdı.

   Meş’aleleri söndürterek zina ve hırsızlık suçu işlemekte olan şahsın, idamını emretti. Hükmün infazından sonra meş’aleleri tekrar  yaktırdı. Sultan, daha sonra diz çökerek duaya başladı. Duası bittikten sonra yemek getirterek çok acıktığını belli eden bir iştah ile yedi.

   Şikayetine anında  ve adilâne cevap alan zavallı adam, hayret ve tecessüsünü yenemeyerek Sultan’a hareketlerinin sebebini  sorunca, mütevazi Sultan şunları söyledi:

   - Böyle bir cinayete, ancak kendi çocuklarımın cesaret  edebileceğini sanıyordum. Adaletimin amansız olması ve görmemem için, meş’aleleri söndürttüm. Suçlu keşfedildiği ve oğlum çıkmadığı için de Allah’a şükrettim. Yemeğe gelince; şikayetiniz beni o kadar müteessir etti ki, üç gündür ağzıma bir lokma yiyecek koymadım.” (Gibbon’dan, Yabancılara Göre Eski Türkler,s.100-101)

   Şimdi aynı adalet  hassasiyetini günümüz yöneticilerinde görebiliyor muyuz?  Hangi adâletsizlik, hakkıyle ve zamanında tahakkuk etmiştir? (İstisnalar elbette vardır) Bırakınız, adâletin zamanında tecelli etmemesini, Türkiye’yi emanet edeceğimiz Türk gençlerini sapık inançlardan( Satanizm gibi) , misyonerlerin para tuzağından, hatalı özentiden uzak tutamadığımız müddetçe geleceğimizin tehlike altında olacağı aşikârdır.

  Bakınız, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı Polis Dergisi’nin  terör özel sayısında satanizm ve sebeplerini anlatan Prof. Dr. Ahmet Güç,  yeni neslin çok tehlikeli yöne itildiğini dikkat çekmektedir.  Özetle şu hakikatleri dile getirmiş:

   “Gençlerimizin satanizme yönelmesinin arkasındaki sebepler sosyal psikolojik, ailevî ve ictimai(toplum) pek çok sebep  olabileceği gib, asıl sebebin ise din eğitimi eksikliği ve maneviyat boşluğudur…Satanizme ilgi duyan gençlerin çoğunluğunun üniversiteli bazı liseli gençlerden meydana gelmektedir. Satanizme ilgi duyanların daha çok  gelir düzeyi  ortanın üzerinde veya çok iyi olan  aile çocukları olmaları, pek çoğunun  özel yabancı  okullarda okumaları ve Türkiye  ortalamasına göre  iyi eğitim almaları, hiçbir maddi  sıkıntılarının  bulunmaması ve hiçbir sorumluluk taşımamaları, genel olarak kültür seviyesi yüksek  bir ortamda yetişmeleri gibi ortak özellikleri bulunmaktadır…Bunun arkasındaki asıl sebebin ise  din eğitimi eksikliği ve maneviyat boşluğudur. Bir gencin şeytan diye bir varlığa inanıp, bu uğurda  ölümü bile  göze alabilmesinin  başka bir izahı bulunmamaktadır.  Bu davranış bir inanç konusudur ve inanç konusuna giren  hatalı bir davranışın telafisinin de ancak doğrusunun öğretilmesiyle mümkündür.”

  Şimdi başta naklettiğimiz adâlet mekanizmasının nasıl hakkaniyetle yerine getirildiği ve bunun asrımıza yansımalarının ise sağlıklı bir eğitimli mümkün olabileceğini , sağlıklı bir eğitimin de sağlam ve doğru bilgilerle donatılmış bir kafa ve zihniyetle imkan dahilinde olduğu su götürmez bir gerçektir. Siz, gençliği böyle yetişmesini engelleyici tedbirler almazsanız, kendilerine emanet edeceğimiz adâletteki- ki unutulmamalıdır ki bir milletin geleceği adâletli paylaşım ve adâletin sağlam temeller üzerine bina edilmesiyle mümkündür-

güçlü- güçsüz dengesi, ibrenin hep güçlüyü göstereceği muhakkaktır. Doğruyu ve yanlışı ayırt edebilmek,muhkem bir beden ve ruhî yapıyla mnümkündür. Bunların tesis edilememesi  zaafiyetin ortaya çıkmasına  sebeptir.

  Yazımıza,Polis Dergisi’ndeki Prof.Dr. Güç’ün  tavsiyeleriyle son noktayı koyalım ve sorumluluların da dikkatine arz edelim  “ Eğer bu gençlere insanın boş  yere yaratılmadığını, hayatın ve yaratılışın bir gayesinin bulunduğu, insanın en aziz  varlığı olan canına kıyma hakkının  bulunmadığı ve bunun  büyük vebali gerektireceği, bu dünyanın ötesinde  bir de öteki dünya (âhiret)  adı verilen  hayatın vs. öğretilseydi, bu dünyada daha fazla  yaşamanın  bir manasının olmadığı gerekçesiyle intiharı göze almazlardı”

  Unutulmamalıdır ki, sahih inanç temeli üzerine bina edilmiş bir nesle emanet edilecek  milletin istikbali,parlak olacağı açıktır.


 

17.07.2009
Bu yazı 1979 defa okundu.

Diğer Yazıları