YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

YAZ GELDİ;OKULLAR TATİL; ÇOCUKLARIMIZIN ZİHNİ TATİL DE OLMASIN!

  Elbette tatil çocukalrımızn en tabi hakkı..

  Bir yılın yorgunluğunu üzerlerinden atmak için tatili hak ettiler..

  Bunun için eğlenecekler..

 Ama, tatil demek üç ay boş gezmek değildir..

 Hem dinlenip hem de aklı ve kalbi dolrumanın en büyük fırsatı yaz tatilidir..

 Bunun için çoçuklarımızı hem eğlendiriphem de ruhlarını doldurmalıyız.

 Bunu yaparken de çocukalrımızı bıktırmamalıyız.

Onları yetiştirelim derken korkutmayalım..

Yani; " papazdan şeker,imamdan dayak yiyen çokçuklar" durumuna sokmayalım..

Bu husula alaklı Eğitimci  Sait Çamlıca'nın bu hustaki ikazını göz ardı etmeyelim.

Şöyle diyor Sait Çamlıca:

Çocukluğumuz Almanya’da geçtiği için kiliselere de, kilise çanlarının seslerine de yabancı değildik. Evimizin üst bölgesinde bulunan kilisenin bahçe kısmında oyunlar oynardık kardeşlerimle ve arkadaşlarla.

 

 

 

Papazdan şeker, imamdan dayak yiyen çocuklar…

 

Özellikle hafta sonu olduğundan mutlaka düğün veya kilise ayinine gelen Almanlar çok olurdu.

 

Bazen kilisenin bahçesine çıkan papaz yanımıza gelir, hal hatır sorardı. Bizimle bir müddet konuştuktan sonra bizlere bazen şeker bazen de çikolata ikram edip kiliseye dönerdi.

 

Bize niçin iyi davrandığını, niçin çikolata verdiğini o zamanlar anlamıyordum. Şimdi “misyonerlerin” nasıl çalıştığını bildiğim için, şeker ve çikolataların sebebini daha iyi anlıyorum.

 

Papaz şeker dağıtırken imam niçin dayak attı?

 

Almanya’da yaşayan aileler çocuklarına din eğitimi vermek için Türkiye’de olduğu gibi yazları camiye gönderemezler. Çünkü yaz dönemini herkes için ailesi ve memleketiyle hasret giderme zamanıdır. Avrupa’da yaşayan aileler çocuklarının din eğitimi alması için onları okuldan kalan zamanlarında, bölge camisine veya derneklerine göndererek Kuran okumayı öğrenmelerini ve temel dini bilgiler almalarını sağlarlar.

 

Çocukluğumuzda okul dışında kalan zamanımızın önemli kısmını camide din eğitimi almakla geçirirdik. Kişisel olarak camide görev yapan, bizlere Kuran ve dini bilgileri öğreten hocalarımızdan pek dayak yememiş olsam bile, birçok arkadaşımın yediği dayağa şahit oldum.

 

“Secdeye kapandığın zaman ayak topuklarını niçin birleştirmedin. Kaç defa anlatacağım ben sana bunu?” diye dayak yiyen arkadaşımın hıçkırıkları hala aklımdadır. Çocuklar dayak yiyen bir arkadaşlarını gördükleri zaman dayak yemiş gibi etkilenirler.

 

* * * * * * *

 

Çocukluğu yurt dışında geçmiş bir arkadaşım dini yaşantıdan uzak oluşunun nedenini anlatırken, çocukluğuna ait bir hatırasını anlatmıştı.

 

“Biz memleketimizden uzaklardayız, çocuklarımız milli ve dini değerlerimizden uzak büyümesin!” diye, babam beni camiye gönderdi. Aradan birkaç gün geçmemişti ki cami hocasına bana tokat attı. O güne kadar hiç dayak yememiş olduğum için yanağımdan çok kalbim acıdı. Babama durumu anlatınca babam çok öfkelendi. Ertesi gün cami hocasının yanına geldi. “Ben evladıma kıyamıyorum. Sen kim oluyorsun da benim oğluma şamar atıyorsun?” diye hocaya kızdı. O günden sonra bir daha da camiye gitmedim.

 

 Elbette camilerde dayak yiyen camiden, Kuran Kursun da dayak yiyen Kuran’dan uzaklaşama hakkına sahip değildir. Ancak din eğitimi vermeye çalışırken çocukları dinden uzaklaştırma hatasından vazgeçmek zorundayız.  

 

* * * * * *

 

Önümüzdeki hafta tüm camilerde yaz kursları başlayacak. Okulların tatile girmesiyle çocuklar zamanlarının bir kısmını camilerde Kuran ve dini bilgiler öğrenmekle geçirecek. Cami de yaşadığı olumsuz hatıralar yüzünden camiden ve dinden uzaklaşan birçok insan hikayesini sizlerde dinlemişsinizdir.

 

Çocukları camilere sokmak değil, camileri çocukların kalbine sokabilmek önemlidir. Camileri çocukların kalbine yerleştirmek zorundayız. Çocuklara sadece Kuran-ı Kerim öğretmek değil, Kuran ve Peygamber sevgisi aşılamak önemlidir.

 

Türkiye’de çocuklara papazlar şeker dağıtmaz belki. Ancak papazlardan daha beter tuzakların ortasında yaşadıklarını anlamak zorundayız. Çocuklar camiye geldiklerinde şeker ve çikolatalarla karşılansalar, zihinlerinde tatlı hatıralarla yaz kurslarını geçirseler, yerli papazların tuzaklarına düşmezler.

 

Bunları söylerken tüm sorumluluğu ve yükü çocukları okutan görevlilere atmanın doğru olmadığını da belirtmek isterim. Bir din görevlisinin maddi gücü buna yetmeyebilir. Bölge halkı bu konuda din görevlilerine maddi ve manevi destekte bulunarak çok önemli bir destek sağlayabilirler.

 

  Anne babasının zoruyla camiye gelen çocuklar camilerde sıkılır bir an önce dersten kaçmak ister. Elif-be ile başlayan Kuran okumayı öğrenme serüveni sonunda çocuklar camiden uzaklaşmamalı. Çocukların bedenleri camide, akılları internet cafe’de kalmamalı. Yarım kulakla hocayı dinleyen çocuk, dersten çıkar çıkmaz dört gözle bilgisayarın başına oturursa papazlar sevinir.  

 

Son yıllarda camilere gelen çocuklara verilen eğitim konusunda Diyanet İşleri Başkanlığının ciddi mesafeler aldığını biliyorum. Millet olarak tüm sorumluluğu diyanet işlerine veya din görevlisine yüklememiz gerekiyor.

 

Hıristiyanlarda din görevlisi Papazdır. Ancak bizde, her Müslüman dininin görevlisidir. 

 

Bir papazın dinine hizmet ettiği kadar, her Müslüman dinine hizmet etmiş olsa geleceğimiz daha aydınlık olur inşallah.

 

Camileri çocukların kalbine sokmak için hepimize görev düşüyor.

 

Not: BU HUSUSTA  AYDIN LİSAN EĞİTİM KURUMLARI DA BUNA BENZER  BİR FAALİYET GERÇEKLEŞTİRİYOR.YANİ ÇOCUKLARA HEM YABANCI DİL HEM DE YÜZME VE DİĞER KURSLARI  VEREREK ;ONLARIN VAKİTLERİNİ İYİ DEĞERLENDİRMELERİNİ SAĞLAMIŞ OLUYORLAR.ALDIĞIMIZ BİLGİYE GÖRE YOĞUN BİR  İLGİ VARMIŞ.BİLGİ İÇİN: 0(256)214 48 21 

23.06.2008
Bu yazı 1181 defa okundu.

Diğer Yazıları