YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Mesut Tuna

Yeni neslin geleceği, uyuşturucuya emanet!

     Bütün dünyayı hızla saran uyuşturucu belası, tehlikeli boyutlara ulaşmış vaziyettedir. Hususiyle gençler arasında son sür’at yayılmaktadır.Dünya üzerindeki maddi değeri yüz milyar dolarları bulan uyuşturucu, kanserden ve AIDS’den daha çabuk yayıldığını, uzmanlar ifade etmektedir.

    Ürkütücü olan ise Müslüman-Türk gençlerinin inanılmaz oranda uyuşturucu bataklığına saplanmasıdır.Dahası, bu orana meylin de olması potansiyel kullanıcıların olduğuna işarettir.Tehlikeli gidişata bir türlü dur denememesi herkesi derin derin düşündürmektedir.

    Özellikle uyuşturucu alışkanlıkların artmasına sebep olan araçların başında çılgın partilerin, eğlence merkezlerinin artması gelmektedir.Bu mahallerin cazibe haline getirilmesine göz yumulması kötü ve tehlikeli alışkanlığa iten başlıca etkenlerdir.Şatafatlı hayatların devamlı medyada sergilenmesi,“ithal” kültürün gerçekmiş gibi sunulması, gençleri hayal dünyasına yöneltmektedir.Çünkü gençler,delikanlılık çağının zirvesinde oldukları için etrafa  beğenmek ve beğenilmek duygusunu hissettirmeye çabalarlar.Tam tamahkârlık yaşlarıdır.Aklı ön planda tutabilecekleri safhada olmadıklarından dolayı merak ettikleri her şeyi tecrübe etmek isterler. Bunun için kendilerince fazla kötü olmayan uyuşturucuları kullanarak işe başlarlar.Bunların başında da “ecstasy”, “bonzai”  ya da "sentetik uyuşturucu” gelmektedir.Alkol bağımlılığına alıştırmak için  “az alkollü biralar” sunularak; aslında bağımlılığa ilk adımın atılmasına sebep olmaktadır. Ecstasy, esrar ,bonzaigibi uyuşturuculara merak salan gençler yavaş yavaş zehire müptela olmaktadırlar.Tabi burada en mühim faktörün arkadaş çevresi olduğu unutulmamalıdır. Kötü alışkanlıkları olan arkadaş çevresi, sokak satıcılarından daha tehlikeli olduğu muhakkaktır.Çünkü,arkadaşına güven duyan genç;onun sevk etmesiyle uyuşturucu müptelası olacağı aşikardır.Önceleri  hafif uyuşturucuları kullanan bu gençler, daha sonraları da, kokain gibi ağır uyuşturucularda kendisini tatmin etmek istemektedir.

    Bu noktada aileye çok büyük görevin düştüğü bellidir.Aile,çocuğunun arkadaş çevresiyle  olan münasebetlerini çok iyi takip etmek mecburiyetindedir. Çocuğunu şuurlandırmalı, özentinin tehlikelerini anlatmalı,merak sınırlarını tayin ederek;tehlikeli tutkulardan sakındırmalıdır. Çocuğuna kendisi gibi olmasını telkin ederek; kendisini karşısındakine ispat etmek zorunluluğunun olmadığını;kendisini aşmanın tek yolunun; kendisi gibi kalarak mümkün olabileceğini;konuşarak, anlatarak; gerekirse cinsel hayatın en mahrem hususlarını da açarak;şuurlu olmasının yolunu açmalıdırlar. Bu işin maddi tarafı. Bir de meselenin tabi ki bir de manevi ciheti var ki; en önemlisi de budur.Maneviyatın doldur(a)madığı boşluğu başka şeyler dolduracaktır. Çocuğa dini öğretilmelidir. Ebeveyn, İslâm’ın güzelliklerini yaşayarak anlatmalıdır. Peygamberimizin (s.a.v.)  numune hayatından kesitler sunarak  manevi boşluk izale edilmelidir.

    Maddi ve manevi olarak teçhiz edilen gençlerin uyuşturucu müptelası olması çok zordur. Sapık inançların peşinde koşması mümkün değildir. Onun için günümüz Müslüman-Türk gençliğinin “hap” gibi tükettiği uyuşturucudan kurtarmanın ferdi ve içtimai sorumluklarımızın olduğu unutulmamalıdır. Bu mesuliyetlerimizin şuurunda hareket edersek,meselenin çözümünde büyük mesafelerin alınacağı muhakkaktır.Ama bu probleme sadece maddi açıdan bakıldığında -şu anki halde olduğu gibi- çözüm bulmanın güçlüğü kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Onun için korkmadan, meselenin üzerine gitmekte büyük faydalar vardır.

      Şimdi de gençlerimizin “hap”gibi  tükettiği uyuşturucu belasının vücutta ne gibi tahribata sebep olduğunu izaha çalışalım.

Beyin ve merkezî sinir sisteminde:

    Sigaradan itibaren bütün uyuşturucular en büyük zararı ve tahribatı beyin ile merkezi sinir sistemi üzerinde yapıyor. Bu sebeple beynin mazru¬fu olan aklı ve iradeyi işlemez hale getiriyor. Kişiyi dengeden, normal hayat ve davranışlar¬dan uzaklaştırıyor. Beyin ve akıl sağlığının en büyük düş¬manı uyuşturuculardır. Ba¬ğımlılarda beliren ilk olgu;

akıl ve sinir hastalıkları ve arızalarıdır. Delilik, erken bu¬nama, şuur kaybı, uykusuzluk, felçler, hezeyan (sayıklama, saçmalama, akıl dışı davranışlar) halüsinasyon (vehim, hayal görme, işitme vs.), zeka ve hafıza kayıptan. En kısa ifade ile; akıl hastalıkları, zihni ve ruhi karmaşa ve kaoslar ortaya çıkıyor.

Karaciğer ve böbreklerde:

    Bu zehirlerin organizmadan atılmasında en ağır görev bu organlara düşmekte olup, karaciğer ve böbrek¬lerde büyük arıza ve tıkanmalara, ka¬raciğerde yetersizlik, yağlanma, sertleşme (siroz) görülüyor. Böbreklerde büyük tahribat, albümin, kan ve idrar çoğalması, tıkanmalar, ağır böbrek hastalıklarına sebep oluyor.

Sindirim sisteminde:

    Bulantı, kusma, kan ağrıları, ka¬bızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmları, kanama ve yaraları,gastrit, ülser vs gibi bozukluklara yol açıyor.

Gözlerde:

    Işık ve mesafede uyum¬suzluk, şaşılık gece kör¬lüğü, göz bebeği büyümesi, küçülmesi, göz adale felci bilinen so¬nuçtan oluşturuyor.

Solunum sisteminde:

    Nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, bu yolla kalp sı¬kışmaları, solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır.

Kanda:

    Kan, vücudun "hayat sıvısı" olup, uyuşturuculardan büyük zararlar gö¬rür. Kansızlık, kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve miktar de¬ğişiklikleri, kanın korkulu arızası olan pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır.

    Zehirlenme:

Uyuşturucuların başta gelen olum¬suzluğu zehirlenmeler ve bu yolla ge¬len ölümlerdir

22.09.2014
Bu yazı 1254 defa okundu.

Diğer Yazıları