YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Özge Çelik

15 Temmuz

Bir kaç haftalık aradan sonra tekrar merhaba değerli okurlar... 

Öncelikle 15 Temmuz akşamı yaşanan olaylardan sonra derinden etkilenen milletimizin başı sağolsun. Geçmiş olsun, umuyorum ki bir daha böyle kötü günler yaşamayalım. Yaşanan durum için gerçekten iyi şeyler söylemek çok güç. Kayıtsız kalmak da çok zor. 

Ben gerçekten çok üzgünüm! Hem milletim hem ülkem adına, hem de insanlık adına... Ve ayrıca ailem ve gelecek adına olanlara inanamıyorum. Bu yazıyı kaleme alırken halen tüm olanlara inanamıyorum. Biz nasıl bu hale geldik, insanlık nasıl bu hale geldi inanamıyorum! Konuyla ilgili söyleyeceklerim siyasi şeyler değil. Bu açıdan bakmıyorum, bakmak da istemiyorum. Tüm bu olaylar yaşandı; bombalar patladı, insanlar öldü, silahlar patladı, maddi manevi ülkemiz kaybetti. 

Bu üzücü olaylar yaşandıktan bir gün sonra 6 yaşındaki biricik oğlum Erdem evde oyun oynuyor... Oturma odasındayız ve bana "Anne seninle bir oyun oynayalım mı?" dedi. "Oynayalım Anneciğim" dedim. Sonrasında bana oyunu anlattı: "Anne ben şimdi simitçi olacağım (başına oturma odasında ki yastıklardan birini aldı simit tepsisi niyetine) ve devam etti. Bben simitçi geldi simitçiiii diye bağıracağım, simit ister misiniz diyeceğim. Sonra sen, simit almak istiyorum diyeceksin ve beni çağıracaksın. Bende gelicem, tam sana simit uzatırken sende bana bomba atacaksın ve  ben de öleceğim...İşte oyun böyle anne. Hadi şimdi oynayalım..."

İşte oğlumun benimle oynamak istediği oyun.. O anda anladım ki olaylar onun dünyasına da bu şekilde yansıyor ve güvensizliğini kaygılarını oyunla dışarı vurmaya çalışıyordu. Haberlerde ölen bir simitçiye denk gelmemiştim ama sadece simit satmaya çalışan zararsız sade bir vatandaşın bile simit alacağım diye kandırılıp öldürülebileceği kadar güvensiz bir yerde yaşadığımız hissine kapılan oğlumun dünyasının gerçekliği oturdu üzerime çarpıcı bir şekilde... Boğazım düğümlendi bu soğuk gerçeklik karşısında... Buz gibi kesildi elim ayağım. Biz çocuklarımıza nasıl bir gelecek sunuyoruz sunacağız, nasıl bir dünya, nasıl bir Türkiye bırakacağız diye düşündüm. Uzaklaşmak istedim bu gerçeklikten... Ama ben ne kadar uzaklaşsam da gerçek orada tüm trajik haliyle karşımda duruyor. Endişeliyim ve bu hafta bu endişemi paylaşmak istedim sadece sizlerle. 

Güzel günlere, Aydınlık yarınlara inanmak istiyorum ve ülkemin insanlarının demokrasi inancıyla ülkemize sahip çıkışları beni bir parça ümitlendiriyor. Daha güzel günlerde görüşmek dileğiyle.... 

Ayrıntılı bilgi için

İdea Psikolojik Hizmetler 225 05 06

 

19.07.2016
Bu yazı 1246 defa okundu.

Diğer Yazıları