YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Özge Çelik

BİR KARNE HEDİYESİ VE OYUNCAK SEÇİMİ

Merhaba değerli okurlar geçen haftaki yazımda karnelere yüklenen anlamdan ve başarıyla eş değer görülmesinden bahsetmiştim. Bu haftaki yazımda da karne hediyesinden bahsetmek istiyorum. Aslında tam olarak bahsetmek istediğim karne hediyesi değil ama karneler alındıktan sonra ben de oğluma bir şeyler almak için gittiğim oyuncak dükkanında tesadüfen kulak misafiri olduğum baba-oğul arasında geçen bir konuşma ve bununla ilgili düşünüşüm,  benim bu yazıyı yazmama vesile olmuştur. O nedenle karne hediyesi demiş bulunmaktayım. Nitekim öncelikle söylemek isterim ki çocuklarımızın azminin, emek ve çabasının ödüllendirilmesine karşı değilim. Tabi aşırı abartılmadığı ve her ödülün maddi karşılığı olacakmış gibi düşünülmedikçe. Bazen kocaman bir sarılma, bir tebrik ve takdir sözcüğü, küçük bir kutlama da yeterli olabilir. Bahsettiğim ödüllendirme karneye değil aslında,  evladımızın azim ve çabasına. Bu nedenle de illa karne günü, karneye endeksli olması gerekmiyor. Başka zamanlar da olabilir. Küçük bir çocuğun emek vererek çizdiği, belki bizim ne olduğunu tam olarak anlayamadığımız karalama gibi gözüken resmini bile özenerek emek vererek yaptığı için duvarımıza asmak, ona ve emeğine değer verdiğimiz değeri gösterecektir. Ödül ve hediyelerle ilgili düşüncelerimi belirttikten sonra artık bu yazımı yazmama vesile olan konuşmanın nasıl geçtiğini anlatabilirim sanırım. Baba-oğul arasında oyuncak dükkanında geçen bu konuşmaların içeriğinden karne hediyesi olarak oyuncak seçimi için geldiklerini anlamıştım. Oyuncak seçimi dışında kendisiyle ilgili ne giymek istediği, ne yemek istediği, ne kadar yemek istediği gibi konularda da çocuğumuzun fikrini almak gerçekten çok güzel bir davranış öncelikle bunu belirtmek isterim.  Ama tabi böyle durumlarda biraz sabırlı olmak gerektiğini vurgulamak istiyorum. Çocuklarımızın bizler kadar kısa sürede karar veremeyebileceğini de hesaba katmalıyız. Hatta belki de amacı oyuncak almanın dışında oyuncak dükkanında gezmek bile olabilir. Bu konuda da önce kendimize dönüp bakmamız gerektiği kanısındayım. Sevgili anneler, sizlere sormak istiyorum. Saatlerce dükkan dükkan gezip hiç bir şey almadığınız ya da sadece bir- iki şey almak için dükkan dükkan gezdiğiniz olmaz mı? Değerli babalar bir alışveriş merkezine gittiğinizde elektronik eşyaların, teknolojik ürünlerin bulunduğu dükkanlarda , reyonlarda saatlerce vakit geçirip hiç bir şey almadığınız, almak istediğiniz bir şeyi seçerken de saatlerce zaman harcadığınız olmaz mı? Bu sorulara cevabınız evetse eğer; kendi evladımıza niye bunu çok görelim. Aceleci davranıp, onun karar verme sürecini neden sabırla beklemeyelim? Sorduğum sorulara cevabınız hayır ise, yani siz, bir şey alacaksam alışverişe çıkarım, girdiğim ilk dükkandan ne alacaksam alır çıkarım oyalanmam ve çabuk karar veririm diyenlerdenseniz ki bu da olası, işte eğer öyleyse neden aynı şeyi evladımızdan da bekleyelim ki. Onun bizim aynımız mı olması gerekiyor. Onun da bir birey olduğunu ve bizden farklı kişilik özelliklerine sahip olabileceğini unutmayalım derim. İşte bütün bu hassas noktalardan sonra oyuncak dükkanındaki o tatlı mı tatlı 6 yaşlarındaki minik çocuk eline aldığı oyuncakları gelip babasına danışıyordu. Belli ki aralarında bir konuda anlaşma yapmışlar. Oyuncağı seçebilirsin ama şu şartlarda gibi. Bu da fena değil. Seçim konusunda birazcık yardıma ve desteğe ihtiyacı olabilir. Nitekim her oyuncak da işlevsel ve yararlı olmayabilir. Hatta belki zarar verici nitelikler de taşıyor olabilir. Bu konuda anne-babaların hassas olması gerektiğini düşünenlerdenim. Bunda sorun yok. Ama yine değerli babanın oğlunun ona gösterdiği oyuncağa bakarken yaptığı yorum biraz kafama takıldı açıkçası. Belki de aynı yorumu birkaç kez yapmasından dolayıdır kafama takılması. Çocuk reyonlarda gezip gezip kendisine göre güzel olduğunu düşündüğü bir oyuncağı getirip gösteriyordu. Babanın birkaç kez kullandığı sözcük ise “Saçmasapan ” oldu. Çocuk babasından bunu duyunca o oyuncağı götürüp yerine koydu. Başka getirdi. Yine aynı şey tekrarlandı. Ben o anda elimde olmadan çocuğun yerine koyup kendimi onun hissettiklerini düşündüm. Bunu hep elimde olmadan yapıyorum zaten. Mesleki bir durum sanırım. Çocuğun hissettiklerini düşündüğümde şu sorular geldi aklıma “ Neden benim seçtiğim beğendiğim oyuncakların çoğu saçmasapan. Ben neden hep saçmasapan şeyler beğeniyorum. Babam neden benim beğendiklerimi hiç beğenmiyor? Benim seçimlerim mi saçma sapan acaba?”  Sonra bunların cevaplarını netleştiremeyince kafam karıştı ve üzüldüm, kırıldım. Yaptığım saçmasapan seçimler dolayısıyla da özgüvenim birazcık düşüverdi. Babam benim seçimlerimi beğenmiyor diye düşündüm. Yani o çocuğun yerinde olsam bunları hissedebileceğimi düşündüm. Babanın da yerine koydum kendimi. Çocuğun eline aldığı oyuncaklara da baktım. Babanın neden bunlara saçmasapan dediğini de düşündüm. Kimisi gerçekten çok işlevsel olmayan oyuncaklardı, kimisi ise pahalıydı ama saçmasapan dışında yapılabilecek oyuncağa ilişkin daha açıklayıcı yorumlar vardı. Gerçekten çok işlevsel olmayan bir oyuncağa “saçmasapan” dediğimizde çocuk bu saçmasapanlığı kendi seçimleri ile ilgili olarak da yorumlayabilir. “Benim yaptığım seçimler saçmasapan” gibi. O nedenle bu konuda da daha açıklayıcı olmamız gerektiğini kanısına vardım. Önce çocuğun gösterdiği oyuncağı elimize alıp inceleyebiliriz. Ne olduğu nasıl oynandığı konusunda çocuğumuzun bilgisi olup olmadığını sorabiliriz. Üzerinde bir açıklama varsa bunu okuyup, çocuğumuzla paylaşabiliriz. Daha sonra bu oyuncağın yaş dönemine çok da uygun olmadığı, bunun için ayırdığımız bütçeyi aştığı, bunu alabilmek için biraz daha para biriktirmesi gerektiği, çok kullanışlı bir oyuncak gibi gözükmediği gibi daha açıklayıcı ifadelerden birini seçip,  bunun yerine başka seçimleri varsa onları da değerlendirebileceğimizi söylememiz daha faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Haftaya görüşmek üzere. Sevgiyle kalın.

Ayrıntılı bilgi için

İDEA Psikolojik Hizmetler

0 256 225 05 06

02.02.2016
Bu yazı 1018 defa okundu.

Diğer Yazıları