YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Özge Çelik

ÇOCUKLARLA DOĞRU İLETİŞİMİN SIRLARI (Hamilelik Dönemi)

Çocuklar ile doğru iletişim kurmanın sırlarını aslında çok uzaklarda aramamalıyız. Aslında bunun sırrı anne-babaların kalbinde saklanmış da olabilir. İçimizdeki çocuğun sesini duyabilirsek eğer bize nerede doğru nerede yanlış yaptığımızı söyleyecektir. Tabi bunun dışında mutlaka emin olamadığımız, belki doğru yaptığımızı düşündüğümüz ama sonuçlarını düşünemediğimiz ya da bize geçmişte davranıldığı gibi otomatik davranışlar ya da söylemler geliştirdiğimiz olabiliyor. Belki de bu noktalara değinip ebevenler olarak bizlerin biraz daha farkındalık sağlaması , çocuklarımızla daha yakın ve samimi ilişkiler kurmamızı sağlayacaktır.

İletişimde sadece ne söylediğimiz değil nasıl söylediğimiz de bir o kadar önemlidir. Çocuk ile sağlıklı bir iletişim kurmanın anahtarlarından biri de budur. Onunla kurduğumuz göz teması, dokunsal iletişimimiz, yüzümüzün ifadesi, kullandığımız jest ve mimikler, ses tonumuz, onunla nereden konuştuğumuz veya onunla hangi amaçla konuştuğumuz da çok önemlidir. Nitekim çocuklar bunları hemen fark ederler ve ona göre davranırlar.

Bu haftaki yazımda sizlerle hamilelik döneminde bebeğimizle kuracağımız iletişimin daha sağlıklı ve güven verici olması için neler yapmamız gerektiğini paylaşacağım. Nitekim bu dönemde atılan temellerin ileriki dönemlere de yansıması ve olumlu bir şekilde ilerleyerek gelişmesi ve büyümesini amaçlamaktayız.

Öncelikle ve öncelikle çocukları koşulsuz olarak sevdiğimizi ve kabul ettiğimizi onlara hissettirmeliyiz. Çocuklar ancak bunu hissettiklerinde bir çiçek gibi büyüyüp gelişebiliyor ve kendi benlikleri ile ilgili olumlu algılar edinebiliyorlar. “Ben bu dünyada iyi ki varım. Ben sevilen ve değer verilen bir canlıyım. Ne olursa olsun beni seven yanımda olan bana rehberlik eden ve onlara güvenebileceğim ebeveynlerim var.” mesajını onlara taşımalıyız. Kendilerini ve hayattı olumlu anlamlandırabilmeleri için bu mesaj çok önemli. Bu mesajı vermeye nasıl ve ne zaman vereceğimizin sorusunun cevabı ise bebeğimizin taa anne karnındaki dönemine dayanıyor. Bebeğimiz daha henüz dünya gözlerini açmadan, minicikken hissetmeli güvenli bir yerde olduğunu ve sevildiğini. Bunu da onunla konuşarak, dokunarak, onunla eğlenceli vakit geçirerek yapabiliriz. Nasıl mı eğlenceli vakit geçireceğiz? Tabi ki bebeğimizin anne karnında iken ve hatta doğduktan bir süre sonraya kadar kendi benlik algısı gelişmemiştir. Kendisini anneden farklı bir canlı olarak algılayamaz. Bu zaman içerisinde oluşacaktır. Bu nedenle kendisini annesinin bir uzluvu ya da bir organı yani ona ait bir şeymiş gibi düşünür. Anne ile bütünleşmiştir. Bu nedenle annenin bu süreç içerisinde yediği, içtiği dışında hissettiği her şeyi de onunla paylaşır. Bu nedenle hamilelik döneminin rahat ve çok fazla strese maruz kalmadan geçirilmesi çok önemlidir. Annenin sağlıksız beslenmesi veya sağlıksız alışkanlıklarının olması nasıl bebeğin fiziksel gelişimini olumsuz etkileyebiliyorsa; aynı şekilde mutsuz olması, yoğun strese maruz bırakılması da bebeğin duygusal gelişimini olumsuz etkileyecektir. Bu önemli noktayı hem annelerin hem babaların ve yakın çevredekilerin unutmaması gerekir.

Anne karnında olan bebeğimizle güzel ve eğlenceli vakit geçirmek için ise sık sık onunla konuşmalıyız. Bizim sesimizi duymalı ve tanımaya başlamalı. Onunla konuşan sadece biz olmamalıyız tabi ki.. Babalar, anneanne ve babaanneler, dedeler, dayılar, halalar…Çevremizde yakın hissettiğimiz kişilerin de onunla iletişime geçmesine izin vermeliyiz ve sık sık okşayarak onunla dokusal iletişime geçmeye çalışmalı, burada ve yanında olduğumuzu ona hissettirmeliyiz. Bol bol gülmek, sevdiğimiz aktiviteleri yapmak da bizi mutlu edeceği için bebeğimizin de bu mutluluğu paylaşmasını sağlayacaktır. Eğer seviyorsak, komedi filmi izlemek, müzik dinlemek, yüzmek, hamilelerin yapabileceği tarzda yoga çalışmaları, sevdiğimiz insanlarla görüşmek ve sohbet etmek, açık havada yürüyüş yapmak, pikniğe gitmek, güzel ve sevebileceğimiz bir kitabı okumak, dinlenmek onunla daha karnımızdayken güzel zaman geçirmemizi sağlayacaktır. Bunun dışında bedenimizde oluşan değişimleri de olumlu bir şekilde kabullenmemiz, onun gelişimi ve hayatımızda yapacağı değişimleri şimdiden kabulleneceğimizin bir göstergesi olabilir. Nitekim bebeğimiz doğduktan sonra zaten hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Anne-baba olma yolunda ne kadar bilinçli hareket etmeye çalışsak da ya da bu konuyla ilgili ne kadar kitap okuyup ne kadar eğitme gitsek de bazı şeyler eksik kalacaktır ve bebeğimizi elimize aldığımızda bütün bildiklerimizi unutabilir ya da hepsini birbirine karıştırabiliriz. Böyle zamanlarda panik yapmayın, sakin olun. Çünkü bu hepimizin başına geliyor ve bebeğimiz zaten bize yolu göstermek için buradadır. Anne-baba olmayı zaman zaman bize onlar öğreteceklerdir. Çaresiz hissetmektense bu deneyimi doya doya tadını çıkara çıkara yaşayın.

Bebeğimizle anne karnındayken temelini attığımız doğru iletişim yöntemleri bebeğimiz doğduktan sonra da biraz farklılaşarak devam eder. Bu dönem bebeğimiz açısından ihtiyaçlarının tatminiyle ilişkilendirilmiştir.  Bir sonraki yazımda, bebeğimiz dünyaya gözlerini açtıktan sonra onunla doğru ve sağlıklı bir iletişim kurmanın yöntemleri ile anne-bebek arasındaki güvenli bağlanmanın nasıl oluşacağını sizlerle paylaşacağım. Görüşmek üzere….

 Uzman Psikolog-Aile Danışmanı

Özge ÇELİK

 

Ayrıntılı bilgi almak isteyenler için

İdea Psikolojik Hizmetler

0 256 225 05 06

01.02.2016
Bu yazı 1054 defa okundu.

Diğer Yazıları