YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Özge Çelik

KARNELER VE BAŞARI

Merhaba değerli okurlar. Malum geçen hafta karneler alındı. Alınmasıyla birlikte sosyal medyanın, paylaşılan karne fotoğraflarıyla dolup taşması bir oldu. Tabi ki çocuklarımız başarılı olduğu için onlarla sevindik, gurur duyduk ama yine kısa bir süre önce sosyal medyada gördüğüm 13 yaşındaki kızın TEOG Sınavının kötü geçmesi sonucu intihar edişi kafama takıldı. Sonra takdir, teşekkür alamayan çocukların varlığını da düşündüm. Acaba o çocuklar tembel miydi? İyi değiller miydi yani? Çocukları takdir, teşekkür alamayan ebeveynler ne yaptılar acaba ya da ne hissettiler?  Çocuklarına takdir, teşekkür alan diğer çocukların fotoğraflarını gösterip “Bak filancanın oğlu/kızı takdir almış. Sen de çalışsaydın sen de alırdın” gibi kıyaslama yaptılar mı? Ya da oturup kendi kendilerine o resimlere bakıp “Filancanınki de takdir almış. Bizim ki niye böyle” mi dediler merak ediyorum. Takdir/teşekkür alan çocukların anne-babaları, çocuklarının aldıkları bu belgeden kendilerine de pay biçip, işte iyi birer anne-baba olmamızın belgeleri diyerek övündüler mi içten içe kendileriyle de? Neyse işte kafama takıldı bunlar ve sonra düşündüm acaba gereğinden fazla mı önem veriyoruz bu takdir/teşekkür olayına diye düşünmeden edemedim. Benimkisi sadece bir öz eleştiri.  Ben de her anne-baba gibi evladımın başarılı olmasını isterim, tercih ederim bunun için azimle çalışmasını ve sabırlı olmasını öneririm genelde ama düşündüğümüz başarının da sadece bizim baktığımız açıda olmadığını düşünüyorum. Bu konuda yani başarının ne olduğuyla ilgili bakış açımızı her anlamda biraz daha genişletmemiz gerektiği kanaatindeyim.  Mesela ileride birgün sorduğunuzda evladınız acaba kendisini başarılı birisi olarak görüyor mu? Kendi istediği hayatı yaşayabiliyor mu?  Kararlarını kendisi verip seçimlerini kendisi mi yaptı? Bunlar başarıda nasıl bir rol oynuyor acaba? Yapılan değerlendirmeler genelde başkaları tarafından oluyor çünkü. Öğretmen, yönetici, müdür vs… Bu durum acaba kişinin kendi kendisinin değerlendirmesini yapabilmeyi engelliyor ve sürekli bir onay ve takdir beklentisi içerisine itiyor olabilir mi? Ders notlarını değerlendirdiğimiz öğrenciye takdir ve teşekkür veriyoruz ama karnenin sağ tarafında kalan davranışlarıyla ilgili bölüm genel de daha önemsiz oluyor nedense. Bunun yanı sıra acaba matematik sorularını çözmeye yönelik formülleri öğrettiğimiz çocuklarımızın hayatlarında gerçek problemlerle karşı karşıya kaldıklarında neler yapabileceklerine yönelik yeterli eğitim verebiliyor muyuz? Sorun çözme becerinin gelişmesine yönelik katkı sağlayabiliyor mu verdiğimiz eğitimler?  Başarısızlığa tahammül düzeyleri ne? Öyle ya hayatta hep başarılı olmak da mümkün olamayabilir. Böyle bir durumda kendi iç potansiyellerini keşfedip yeni ve yaratıcı bir yol bulabilirler mi? Onları aşırı derecede başarıya endeksli bir yaşam içerisine sokuyor olabilir miyiz? En önemli şeyin başarmak ve kazanmak olduğu gibi bir algı faydalı mıdır, zararlı mı? Bu durum onların hayatlarından bir şeyleri çalabilir mi acaba? Süreç içerisinde zevk almak ve mutlu olmak gibi. İşte bütün hafta boyunca gördüğüm karne fotoğrafları bunları düşünmeme vesile oldu. Umarım ilerleyen dönemlerde bu konuda toplumsal olarak kendimizi biraz daha geliştirebiliriz diye düşünüyorum şuanda. Herkese sevgiler…

 

Ayrıntılı bilgi için

İDEA Psikolojik Hizmetler

0 256 225 05 06

26.01.2016
Bu yazı 844 defa okundu.

Diğer Yazıları