YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Özge Çelik

ŞEMALARIMIZ VE BİZ

 

 

Merhaba değerli okurlar… Bu haftaki yazımda sizlere şemalardan bahsetmek istiyorum. “Şema” kavramını temel zihinsel yapılarımız olarak da tanımlayabiliriz. Zihnimizdedirler ve yaşantılarımız yolu ile bilgi edinerek oluşurlar. İnsanoğlu doğduğun anda kendisine, çevresine, yaşadığı dünyaya, zamana,  varoluşa dair bilgiler henüz kafasında şekillenmemiştir. Herhangi bir bilgi ve inanca sahip değildir. Yani insan zihni doğuştan, John Locke’nin ortaya attığı bir kavram olan “Tabula rasa” yani boş  levhaya benzer. Zihnimiz doğuştan aynı boş bir levha gibidir. Gün geçtikçe ve çeşitli deneyimlerle karşılaştıkça bu boş levha şekillenmeye, farklılaşmaya ve dolmaya başlar. İnsan doğduğu andan itibaren temel içgüdüsü olan “yaşama içgüdüsü” ile hareket eder ve hayatta kalmaya, neslini devam ettirmeye çalışır. Bu süreç içerisinde yapması gereken çok elzem bir şey vardır ki o da “bilgi edinmek”. İnsan bilgi edinmeye neredeyse aç bir şekilde dünyaya gelir. Çünkü hayatta kalması ve yaşamını devam ettirebilmesi için yapması gereken en önemli şey bilgi edinmektir. İnsan bu bilgi edinmeyi duyu organlarını ve beynini kullanarak  temel yaşantıları yolu ile yapar. İnsanın kendisini,  çevresini, dünyayı algılaması hayatta kalması için en önemli ihtiyacıdır. Bu nedenle insanoğlu bilgi edinme potansiyeli ile dünyaya gelir.  Bu potansiyeli ne şekilde kullanacağı; yani kendisiyle, diğer insanlarla ve dünyayla ilgili ne tür inanç ve tutumlar geliştireceği de  temel yaşantılarıyla direkt alakalıdır. Aslında insanın bu bilgi edinme sürecinin ana rahminden itibaren başladığını söylemek daha doğru olacaktır. Çünkü oradayken de duyu organları yolu ile çeşitli deneyimler edinilmeye başlanmıştır. İşte yaşantılar sonucu edindiğimiz deneyimler bizim zihinsel yapılarımızı yani şemalarımızı oluşturmamızı sağlarlar. Şemalar her şeye dair geliştirilebilir. Bu nedenle sayılarla belirlenemeyecek kadar çokturlar. Anne şeması, baba şeması, yiyecek şeması, yenilmeyecek şeması,  sert şeması, yumuşak şeması, oyuncak şeması, kalem şeması, insan şeması, araba şeması, sandalye şeması, öğretmen şeması, arkadaş şeması, zayıf şeması, şişman şeması, başarılı şeması, başarısız şeması, zeki şeması, hareketli şeması, sakar şeması, güzel şeması, çirkin şeması, tatlı şeması, ekşi şeması, zengin şeması, para şeması, meslek şeması, aşk şeması, evlilik şeması  vb. Geliştirilen bu şemalar, daha sonra karşılaştığımız durumları anlamada ve yorumlamada bize rehberlik ederler. Şemalar temelde hayatımızı kolaylaştırmak; bizi belirsizlikten kurtarmak, her durumda her şeyi yeni baştan öğrenme zahmetinden kurtarmak gibi işlevlere sahiptir. Yenilebilir şeması geliştiren bir insan, daha sonra karşılaşacağı her yenilebilir şeyi yiyebileceğini anlayacak, bunun üzerine uzun uzun düşünmeyecektir. Şema sayesinde gülmenin mutluluk ifadesi olabildiğini, ağlamanın üzüntü ifadesi olabildiğini anlayacak, duygusal ifadelerin anlamlarını yorumlayabilecek ve bu şekilde sosyal ilişkiler geliştirebilecektir. Anne ya da baba şeması bir kişinin nasıl bir anne ya da baba olacağını belirleyebilir.Şemalar zamanla katı, değişmez, koşulsuz kabul edilen değerlendirmeler haline gelirler ve içselleşirler. Bu özellikleri sayesinde şemalar gittikçe güçlenir, değiştirilmeleri zor hale gelirler. Şemalar, bize gelen bilgiyi değerlendirmeye soktuğumuz filtre, süzgeç olarak işlev görürler. Olayları, durumları sahip olduğumuz şemalara göre değerlendirir ve kararlarımızı şemalara göre veririz.  Ancak geliştirdiğimiz şemalar her zaman bizi mutlu etmeyebilir, işimize yaramayabilir; yani olumsuz ve uyumsuz şemalar da geliştirebiliriz. Kendisiyle ilgili başarısız şeması geliştiren bir öğrenci sınavdan 100 üzerinden 90 dahi alsa kendisini başarısız olarak kabul edebilir. Ya da kendisini şişman olarak gören birisi ne kadar kilo verse de bedenini gerçekçi bir şekilde algılayamayabilir. Kendisini değersiz olarak gören biri, kendisine ne kadar değer verilse de değersizlik algısı değişmeyebilir. Bu nedenle şemaların oluşum sürecini ve nasıl oluştuğunu bilmek  işimize yarayan şemalarımızı ve uyumsuz şemalarımızı fark etmek gerekir. Bir takım yollarla oluşturduğumuz bu olumsuz şemalar nedeni ile hayatımızda yolunda gitmeyen şeyler olabilir. O nedenle hayatımızda yolunda gitmeyen bir şeyler varsa, mesela kilo veremiyorsak, ilişkilerimizde kendimizi yetersiz hissediyorsak, bize değer verilmediğini düşünüp sürekli bunu sorguluyorsak, ayrılıkla ilgili terk edilmeyle ilgili kaygılarımız varsa, başarılı olamıyorsak vs. durup önce bir düşünmeliyiz. Bizim bu konuyla ilgili olumlu/olumsuz şemalarımız var mı? Bu tek başımıza düşünmenin ve bulmanın biraz zor olduğu bir konu olduğu için gerekirse mutlaka bir uzman desteği almalıyız ki işe yaramayan olumsuz ve bizi engelleyen olumsuz şemaların yerine, işe yarayan ve bizim gelişmemizi sağlayan olumlu şemalar koyabilelim. Haftaya şemalarla ilgili konumuza kaldığımız yerden devam edeceğim. Görüşmek üzere…Sevgiyle kalın…

 Ayrıntılı Bilgi İçin

İDEA PSİKOLOJİK HİZMETLER

0 256 225 05 06

03.05.2016
Bu yazı 841 defa okundu.

Diğer Yazıları