YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Özge Çelik

Şemalarımızın oluşumunda temel ihtiyaçlarımızın rolü

 

 

Merhaba değerli okurlar geçen haftaki yazımda şemalarımızdan, şemaların bizim zihinsel yapılarımız olduğundan, aslında hayatımızı kolaylaştırmak için olduklarından ama zamanla katı ve değiştirilmesi zor yapılarından dolayı bizi engelleyebildiklerinden bahsetmiş ve bununla ilgili birkaç örnek vermiştim. Bu hafta şemaların nasıl ortaya çıkabildiğine bir bakalım isterseniz. Şemaların çocukluk ve ergenlik döneminde temel ihtiyaçların yeterli bir şekilde giderilmesi ya da yeterli bir şekilde giderilmemesiyle ortaya çıktığını ve yetişkinlik döneminde de kişinin temel ihtiyaçlarını yeterli bir düzeyde karşılayabilmesini ya da karşılayamamasını, seçimlerini, ilişkilerini, başarılarını ya da başarısızlıklarını, amaçlarını etkilediğini söyleyebiliriz. Şemaların oluşumuna etki eden temel ihtiyaçlardan bazıları şunlardır:

1. Bağlanma: İlk başta bebek ile anne ya da bakım veren kişi arasında bebeğin ihtiyaçlarının yeterli bir şeklide karşılanmasıyla gelişen ilişkidir. Bebeğin ihtiyaçları yeterli düzeyde karşılanmıyorsa  anne veya bakım verenle arasında güvenli bağlanma gelişemez. Eğer yeterli karşılanıyorsa ancak o zaman güvenli bağlanma gelişebilir. İlk başta bebeğin dünya algısı annesinden veya bakım verenden ibaretken gittikçe genişler ve anne ile arasında geliştirdiği bağlanma modelini dış dünyadaki ilişkilerine de geneller. “Evet ben güvenilir bir yerdeyim” ya da “Hayır ben güvenilir bir yerde değilim” der. İşte bu noktada bir şema oluşmuştur. Bu şema yetişkinlik yaşamını ilişkilerini, evliliğini vs. etkiler.

2. Ait Olma: Bu yine çocukluk ve ergenlik dönemindeki ihtiyaçlardan biridir. Bir aileye ait olma, bir gruba ait olma, sahiplenilme ve sahiplenme ihtiyacıdır. Bunun için benzer ilgi alanları, benzer düşünceler, benzer davranış veya duygular, anlama ve anlaşılabilme gibi özelliklerin olması gerekir ki çocuk ya da ergen kendisini oraya ait hissedebilsin.

3. Benlik Algısı: Yine bebeklik yıllarında temelleri atılan bu algı aslında annenin bebeği ile göz teması kurması, ona dokunması, ona gülümsemesi gibi davranışlarla gelişmeye başlar. Bebek “Evet ben sevilen bir şeyim” ya da “ Hayır ben yeteri kadar sevilmiyorum” algısını geliştirebilir. Bu dönemlerde diğer kardeşlerin varlığı da önem taşır. Ya da çocuğa veya ergene söylenen sözler, Başarısızssın, Şişmansın, Akılsız mısın, Sakar mısın, Ne kadar salaksın, Gerizekalı gibi olumsuzluk içeren ifadeler ya da, sana güveniyorum, bu konuda senin azimli olduğunu düşünüyorum gibi olumlu ifadeler de çok önemlidir.  Nitekim sonuçta olumlu benlik algısı ya da olumsuz benlik algısı oluşur.

4. Özgürlük: Hareket özgürlüğü ve ihtiyaç ve duyguların ifade edilebilmesinin özgürlüğüdür. Kişi kendisini ifade edebildikçe özgür olduğunu hisseder ve bunun sorumluluğunu alabilir. Bu da çocukluk ve ergenlik döneminde sınırları doğru belirlemek ve aile içerisinde demokratik bir yapının oluşması ile mümkün olabilir. Yoksa çocuk veya ergen kendisini engellenmiş hissedecektir .

5. Yeterlilik: Yapılan şeylerde veya bir şey yapılması düşünüldüğünde kendisini yeterli hissedebilme duygusu da çocukluk ve ergenlik döneminden itibaren gelişir ve olgunlaşır. Yapılması ve aşılması gereken durumlar olduğunda çocuğu ve ergeni yeterli düzeyde desteklemek, yeterli düzeyde geri planda durmak da yeterlilik hissini güçlendirecektir. Kavanozu açmak isteyen bir çocuğa “Sen onu yapamazsın bırak elinden kırılacak şimdi göreceksin” demek yerine “İstersen deneyebilirsin” demek ama kontrol altında tutmak gibi basit şeylerle yeterlilik duygusu oluşur.

6. Kendiliğindenlik ve Oyun: Yine çocukluk döneminde oyun çocuk için hayatın bir parçası ve anlamıdır. Yapay olmayan kendiliğinden içinden geleni ifade edebileceği yerdir. Bu kendiliğinden kendisini ifade edebileceği oyun alanı onun kendisini ve dünyayı anlamlı kılmasını sağlar. Oyunun içinde  bir nevi hayatın anlamı vardır ve bu da önemli bir ihtiyaçtır.

7. Sınırlar ve Öz Denetim: Yeteri kadar sınırın olması gerekir, Hiç sınırın olmaması, çocuğun gencin dünyayı algılamasını zorlaştırır ve kendini güvende hissetmesini engelleyebilir. Bunun yanı sıra kendi kendisi yönetebilme becerisi de öğrenmeli yaşına uygun olarak ihtiyaçlarını kontrol edebilmeyi öğrenmelidir. Ne zaman acıktığını, ne zaman tuvaletinin geldiğini doğru yaşta kendisi karar vermelidir ki hayatının diğer aşamalarında da diğer dürtülerini kontrol edebilsin. Ne yapacağına nasıl yapması gerektiğine sağlıklı bir şekilde karar verip bununla ilgili sorumluluğu alabilsin.

İşte şemalarımızın oluşumu etkileyen temel ihtiyaçlarımızdan bazıları bunlar diyebiliriz. Aslında başka ihtiyaçlar da ekleyebilir ya da bunların üzerinde daha fazla konuşabiliriz ama ben bu haftalık bu kadar yeter diye düşünüyorum. Son olarak bu temel ihtiyaçlarımızla ilgili şunu söyleyebiliriz. Bu temel ihtiyaçların insanın kendisini gerçekleştirebilmesini yani içindeki özü ortaya koyabilmesi açısından sağlıklı bir şekilde karşılanması gereklidir.  Giderilemeyen her temel ihtiyaç kendine has problem alanları yani şema alanları oluşturur. Bu durumda bizim yaşantımızı olumsuz etkiler ve bazen biz bunun farkında bile olamayız. Değerli okurlar bu haftalık bu kadar diyorum. Haftaya şemalarla ilgili konumuza devam edeceğim.  Görüşmek üzere. Sevgiyle kalın…

Ayrıntılı bilgi için

İDEA PSİKOLOJİK HİZMETLER

0 256 225 05 06

 

10.05.2016
Bu yazı 916 defa okundu.

Diğer Yazıları