YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

DOLUDOLU BİR HAFTA

Semra Şener

Boşuna umutlanmayın!

Atilla Dağıstanlı

BUGÜN 1 MAYIS

Halil Kanargı

HAÇLI SEFERLERİ

Asuman Dokuzlu

ATATÜRK SEVGİSİ

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem



Semra Şener

Boşuna umutlanmayın!

Zor günlerden geçiyoruz. Alçakça saldırılarla güne başlamak, ya da nihayet bugün birşey olmadı dediğimizin gecesinde muhakkak yeni acılara sürüklenmek bizi millet olarak iyice tüketti. Kimsenin morali yerinde değil. Hergün yitirilen gencecik fidanlar, geride bıraktıkları artık dayanılmaz bir hal aldı. Bu aralar çok acılıyız. Ama dimdik ayakyatız ve hep de öyle kalacağız. Biz millet olarak acıyı yaşamayı da iyi biliriz, sonrasında o acılardan ders çıkarmasını da. Oynanmak istenen oyunu geç de olsa görmekse en büyük meziyetimiz. Aslında kim haklı kim haksız, kim dost kim düşman öyle iyi biliyoruz ki. Bilmesine biliyoruz da ne işe yarıyor demeyin. Tarih bu günleri satır satır yazacak. Bizim de sınavımız bu. Ataları bir gün bile gün yüzü görmemiş bir neslin torunları olarak, alışığız biz bunlara. Tarihler gelir geçer, aktörler değişir, ama bizim yaşadıklarımız hiç değişmez bu topraklarda. Değişmeyecek de. Dünyanın en güzel topraklarının sizin olmasını hazmedemiyorlar çünkü. Hazmedemeyecekler de.  Dün haclı idiler, sonrasında garbın afakını saran çelik zırhlı duvar. Bugün adları her ne ise. Hep vardılar hep olacaklar. Su uyuyacak, düşman hiç uyumayacak bu topraklarda. Önce dost gibi görünecek, sonra arkandan hançerleyecek kalleşce.

Topraklarında binbir türlü oyunla, her dönem ayrı isimle, farklı suratlarla çıkacaklar hep karşımıza. Burada sorun yok!. Sorun biz de. Ayrıştırmak isteyene kanmamızda. Bölmek isteyeni “beni daha da özgürleştirecek bunlar” deyip dost saymamızda. Bu memleketi bizden almayı ne çok istediklerini ve asla vazgeçmeyeceklerini unutmamızda sorun. Dostu, düşmanı ayrıramamızda. Düşmana gerekli cevabı, gereken zamanda veremememizde. Bu iyi niyetimizde. Genetiğimizden gelen saf duygularımızda. Herkesi kendimiz gibi görme hallerimizde. Dağda teröristle fotoğraf çektirip, meliste oturum yönetinin aslında ne niyette olduğunu kavrayamamamızda. Ya da kavramakta geç kalışımızda. Biz zaten kardeşiz, yüzyıllardır da öyledik diyemeyişimizde. Meydanı bu kadar boş bırakmamızda. Ve bizim boş bıraktığımız meydanları dolduranlara,” siz ne yapmak istiyorsunuz” diyemeyişlerimizde. Alevisi, Sünnisi, Türkü, Kürdü tek ses, tek yumruk olamayışımızda suç. Olsak da bunu dünyaya anlatamayışımızda. İçimize nifak sokulmasına izin verişimizde. “Dur” diyemeyişimizde. “Sana  mı kaldı biz varız” diyerek dimdik duramayışımızda.  Hep son ana kadar gösterdiğimiz toleransımızda belki de. Tez canlı olmayışımızda.

 Kendi topraklarındaki zulümden sana sığınan insanlara bakmak bile yeter aslında anlayana. Yada “sen kime sığınacaksın sıra sana gelince” dendiğinde verilecek cevaplarda aslında işin sırrı. Gidecek yerimiz yok. Bu topraklar bizim.  Bu vatan bizim. Birlikte kurduk. Birlikte kan dökdük. Yüzyıllarca savaştık uğruna. Etle tırnak gibi hiç ayrılmadan, ayrılığa düşmeden. Şimdi ki sınavın da farkı yok diğerlerinden. Aktörler aynı, hedef yine aynı. “Bu topraklarda sana huzur yok” diyor tüm dünya tek ses. Ama biz de ki cevap da aynı. Başaramayacaksınız. Biliyoruz; İşimiz zor ama imkansız değil. Başaracağız. Bu toprakları yine size dar edeceğiz. Bir karışını bile vermeyiz. Atalarımızın döktüğü kanları boşa çıkarmayacağız. Onların yüzünü kara çıkarmayız. Boşuna uğraşmayın. Biz bu topraklarda hür ve özgür bir biçimde, sonsuza dek yaşayacağız. Boşuna umutlanmayın!

 

 

23.12.2016
Bu yazı 1301 defa okundu.

Diğer Yazıları