YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Semra Şener

BU ÜLKEDE EN ZOR İŞ VATANDAŞ OLMAK

Geçen günkü yazımda oğlumun rahatsızlığından bahsetmiştim. Geçen Pazar günü saat 16.30 da başlayıp 19 da biten birkaç saatlik deniz sefasının nasıl cefaya dönüştüğünü anlatmıştım sizlere. Yüksek ateş ve kusma şikayetleriyle gittiğimiz çocuk hastanesi acilinden ancak gece saat 1 de çıkabilmiştik. Sadece biz mi? O gece hastanede bizimle aynı durumda olan birçok çocuk vardı. Hatta bize teşhis konulurken denize gittiniz mi? Bugün gelen hastalarımızın çoğu denize gitmiş çocuklar. Büyük ihtimalle hepsi deniz suyundan mikrop kaptılar yorumu bile yapıldı. Kan testi, serum, hatta film bile çekildi. 2 adet serum akşam 19.30’larda bittiğinde kusma şikayeti devam etmediği için çıkışımız yapılmış fakat oğlum nöbetçi eczaneden ilaçlarını alıp eve varmadan arabada tekrar çıkardığı için doktorumuzun tekrar ederse getirin uyarısı sebebiyle  acil olarak tekrar hastaneye geri döndük. O gece hastanede Aydın’ın en iyi çocuk doktorlarından Akil bey nöbetçi. O kadar titiz ve işini şansa bırakmayan bir doktor ki anlatamam. Sizi sabırla dinliyor, olası tüm olumsuzluklara karşı sabırla tüm tedbirleri alıyor. Güler yüzü ve sizi rahatlatan yaklaşımı size keşke bütün doktorlar böyle olsun dedirtiyor. Biz doktor konusunda şanslıyız. Aile hekimimiz 9 Nolu Sağlık Ocağı hekimlerinden Handan Çivici bizi aileden biri gibi karşılıyor. Çocuklarımın tüm gelişimini günün gününe titizlikle takip eden ebe Tuğba Hanım ise içten gülüşüyle hastalıkla ilgili tüm stresimizi üzerimizden alıyor. Diş doktorumuz Aydın’ın en iyi diş hekimlerinden Süleyman Demirci sayesinde bizim ailede diş doktoru korkusu hiç yaşanmadı yaşanmıyor. Geçen hafta kızımın dişine dolgu yaptı. Orda olmalıydınız. 5 yaşındaki kızımın çürüyen dişine dolgu yaparken ona olan yaklaşımı ve sabrını görseniz sanki bir müşterisine değil kendi kızına dolgu yapar gibi. Benim ki nazlandıkça o alttan alıyor, inanılmaz bir sabırla, adeta “ben boşuna Aydın’ın ünlü diş hekimi Süleyman Demirci olmadım” dedirtiyor.

Akil bey’de acilde telaş ve korku dolu geçen dakikalarımızın en büyük güvencesi. Her türlü testi yapıyor, film bile çektiriyor. “Gerekirse bu gece sizi hastanemizde misafir ederiz. Serum su kaybını önler, iyi gözleyelim. Serum bitince bir şeyler atıştırsın. Tekrar çıkaracak olursa müdahale edebilelim.  Serum için takılan iğneyi çıkarmayalım. Bir müddet buralarda olun. Çocuğun canı çıkar tak bir daha bir daha acımasın” gibi sizi inanılmaz rahatlatan cümleleriyle o telaşlı ve panik halinizden çıkarmayı başarıyor. Üstelik sadece sizinle değil o gece aynı şikayetle gelen her yaştaki çocuk ve bebek hastalarıyla ve onların panik içindeki aileleriyle aynı ilgi ve sabırla ilgileniyor.

Hastane macerası saat 1 de bitip evimize ulaştığımızda Allaha şükrettiğimi ve bu iyiye giden bu halin tüm çocuklar için aynı şekilde olmasını dilediğimi çok iyi hatırlıyorum. Birkaç gün sonra da Hangi Kimliğim adlı köşe yazımda yetkililere “temiz deniz ve güvenilir gıda” için haykırmıştım.

Bu konuyla ilgili haber yapması için muhabirimiz Mehmet Sarıkaya’yı görevlendirdik. Hafta sonundan itibaren hastanelere başvuran çocuk, bebek ve yetişkinlerde ne kadar bir artış var? Sorusunu Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Uzman Doktor Selma Yazıcıoğlu Özcan, “Bana ulaşan böyle bir artış yok. Olsaydı hastanelerdeki arkadaşlar bana bilgi verirlerdi. Geçen haftaki tavuk zehirlenmesinden başka acillerde bu konuyla ilgili bir yoğunluk yaşanmadı”dedi.  Bu konuyu araştırıp bize geri dönüş yapacağını söyleyen Sayın Özcan’ın Gazete Flaş’a konuyla ilgili dönüş yapmasını hala bekliyoruz. Konuyla ilgili yazımın yayınlandığı gün Kuşadası’nda iki ayrı plajın deniz suyundaki pislik sebebiyle kapatıldığı haberi Aydın ve Türkiye gündemine bomba gibi düştü. 

Aydın Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi'ne bağlı Kuşadası'ndaki 3 terfi istasyonunda meydana gelen arıza nedeniyle denize pis su akmaya başladığı açıklandı. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yetkilileri, vatandaşların ihbarı üzerine deniz suyu numunesi alarak inceleme yaptığını, değerlerin yüksek çıkması üzerine, Grup Sitesi ve Ömer Tatil Köyü yakınındaki 2 plajdan denize girişin yasakladığını duyurdu.  Aydın Valiliği'nce ASKİ, Kuşadası Kaymakamlığı ve Kuşadası Belediyesi'ne gönderilen yazılarda, vatandaşların belirtilen noktalardan denize girmesinin önlenmesi istendi.
Bunun üzerine zabıta ekiplerince şeritle çevrilen plajlardan denize giriş engellendi.

İşte benim ülkemde vatandaş olmanın zorlukları. Birkaç saatlik hafta sonu keyfi burnundan gelen biz, bu denizi bi tahlil edin bi gariplik var diyen yine biz. Hastaneler aciller yaz günü yüksek ateş ve jkusma şikayetiyle gelen çocuklarla dolu ne oluyoruz diye soran biz, panik yok önemli bir şey olsaydı haberimiz olurdu cevabını alan yine biz. Bu aslında bizim bu ülkede şans eseri yaşadığımızı kanıtı. Kurumlar görevini yerine getirirken insan sağlığını birinci öncelik olarak almıyor. Daha geçen hafta ikli işçi bilinçsizlik yüzünden hayatını kaybetti, yapılan açıklama tam bir trajedi. Sorumlu kurum bırakın suçu kabullenmeyi adeta haber yapan gazetecileri hedef alıyor, biz onarla gününü gösteririz diyor.

 

Sevgili sorumlular! Hanımlar, beyler! Bi kendinize gelin. Giden canlar, sağlığından olan siz olsaydınız yine böyle mi konuşurdunuz acaba? Sahadaki çalışanlarınızı niye doğru dürüst yetiştirmiyor, gerekli mesleki tehlikeler konusunda bilgilendirmiyorsunuz. 21. Yüzyıldayız. Logar kapağını açınca içerideki metan gazının seviyesini ölçen bir aletle niye önce kontrol etmeden çalıştırıyorsunuz mesela. Yok mudur böyle bir alet. Çok mu pahalı? Bir insan canı etmez mi? O kadar mı zor bu iş?. Yada her plajdan belirli zamanlarda numune almak bu kadar mı zor? İlla ki vatandaş mı hatırlatacak size işinizi?

İnsanlar ölüyor, kimse sorumluluğunu üstlenmiyor. Denize şehrin kanalizasyonu şakır şakır akıyor, vatandaş sizi uyarıyor. Kirlenen denizde çocuklar, yetişkinler mikrop kapıyor, günlerce eziyet çekiyor kimse oralı olmuyor.  7 Haziran’da seçim yapılıyor, halk iktidarı düşürüyor, ama onlar hala eveleme geveleme taktikleriyle ülkeyi yönetmeye devam ediyor.  Her gün asker şehit cenazeleri evlere ocaklara kor gibi düşüyor, sorumluları şehit cenazesi evine büyük bir pişkinlikle gidip, cenazeleri asker yada PKK’lı diye ayıramayız diyor.

Benim de aklıma şu soru geliyor. Tek işi bu ülke vatandaşına hizmet etmek olan tüm bu kurumlar niye işini doğru, dürüst yapamıyor, yapmıyor?  O zaman da bir hadis kulaklarımda çınlıyor; "Nasılsanız öyle idare edilirsiniz". Yani bugünkü tabirimizle "Toplumlar hak ettikleri gibi yönetilirlermiş" den başka cevap gelmiyor.

10.08.2015
Bu yazı 1090 defa okundu.

Diğer Yazıları