YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Semra Şener

Çok Mu Şey İstiyoruz?

         Geçen hafta ki birkaç saatlik deniz keyfi deniz suyuna bulaşan la-ğım suları yüzünden burnundan gelen biz, bu pazarı ailecek evde geçirdik. Ailecek şöyle evimizde bir pazar keyfi yaşayalım dedik. Ama yine tepemizin tasını attıracak, yok artık bu kadar de-netimsizlik de biraz fazla dedirtecek bir sürü manzara gözlerimizin önüne seriliverdi.
    Ne mi oldu? Bakım anlatıyorum. Aydın'ın en meşhur pazarı Ke-mer Pazarı'ndan çocuklarımız için meyvenin sebzenin en tazesini en güzelini seçelim diye ailecek pazara çık-tık.Pazar manzarası o bildiğiniz tanıdık manzara. Tezgahsız yere serilmiş sebze ve meyveler, daha siz almadan yolun tozunu kirini topluyor. Tozu mikrobu bonusu yani. Bir alan bir bedava gibi. 
    Peki bu pazarı kim denetliyor. Zabıtalar. Peki bu zabıtaların denetle-dikleri pazar yerleri için bir standartları yok mu? Var elbette. Niye uygulamıyorlar o zaman? İnsanın aklına şu geliyor. Adam kayırıyorlar, ya da göz yumuyorlar. Biberler, domatesler hatta yeşillikler yerleri süpürüyor akşama kadar. Oradan da sizin pazar çantanıza. Öksüren, yere tüküren, kedi, köpek, ayakkabılarımızla taşıdığımız bir yığın pislik ve mikropla birlikte. Yazımı yazarken araştırdım oysa yönetmelikte aynen şu ifadeler var; 
“BÖLÜM 4 - Pazar Esnafına Ait Yükümlülükler, Yasaklar ve Hükümler 19. Madde
Madde 12- Pazar esnafı, ürünlerini yerden en az 30 cm. yükseklikteki tezgâh üzerinde satmak zorundadır. 
Etiket zorunluluğu bile var; 
Madde 8- Pazaryerinde pazarcı esnafı tarafından, satış başlamadan önce satışa arz edilen ürünlerin üzerine alıcı tarafından kolaylıkla görülebilecek ve okunabilecek şekilde fiyat etiketi konulması zorunludur. Aldatma ve yanıltmaya yönelik ifadeler (1/2 kg, ya-rım kilo vb.) kullanmak, etiketin arka yüzüne alıcıda tereddüt uyandıracak herhangi bir rakam veya yazı yazmak yasaktır.
Kemer pazarından aşağıya inerken yolu geçince trafonun hemen altında pazar sınırları dışında canlı tavuk satıldığını bir tek ben mi biliyorum aca-ba?
Yada Çarşamba pazarında demiryolu kenarında canlı tavuk satıldığını kimse görmüyor mu benden başka? Maddeye bakın şimdi; 
Madde 24- Pazaryerinde canlı kümes hayvanları ve diğer evcil hayvanların satışı yapılamaz.
Peki pazaryerinde simitlerin üçer beşer açıkta satıldığını görmeyeniniz var mı?
Madde 25- Açıkta ekmek, pide, poğaça, simit vb. ürün satmak yasaktır. (Bu gibi ürünler, tespiti halinde müsadere edilir.) Söz konusu ürünlerin satışı dışarı ile iletişimi kesilmiş,dışarıdan herhangi bir toz almayacak şekilde, kapalı camekan ile ayrılmış tezgahlar ile satılmalıdır.

Ben kendi adıma kendi ürününü satan üreticinin yani köylünün tezgahının farklı olması gerektiğini düşünmüşümdür hep. Aracısız direkt ürettiğini satan köylüler tezgahlarına aşağıdaki madde de belirtildiği gibi açıklayıcı bilgi koymalılar ki biz de bilerek alışveriş yapalım.   
Madde 16- Kendi ürettiği ürünü satan üretici, bu ürünün kendisi tarafından üretildiğini, Ziraat Odasından aldığı onaylı bir belgeyle belgelemek zorundadır. Müstahsil (Üretici), bağlı bulunduğu odadan almış olduğu belgede (Çiftçi Pazarcı Belgesi) yazılı olan ürünler haricinde satış yapamaz.
    Ve gelelim asıl konuya. Yönetmelikte de aradım ama göremedim üstelik. Pazarlarda ve Aydın'ın değişik yerlerinde konuşlanmış kar helvacılar, limonatacılar ve dondurmacılar. Kar helvası Aydın'ın olmazsa olmazı. Sevmeyen yoktur. Hele bir de sıcak bir Pazar serüveninin ardından.  Gazetecilik paranoyalarından insan bazen sıyrılıveriyor. Biz de tüm bunları düşünmeden Kemer pazarındaki herkesin bildiği kar helvacı ve dondurmacının mekanına oturduk. Çocuklar limonata istediler, biz kar helvası. Gözlerim plastik bardak ve kaşık arasa da bakındım şöyle yok. Neyse şiparişlerimiz geldi. Göz görmeyince gönül katlanırmış derler. Kar helvaları o sıcakta çok da iyi gitti. Nereye kadar…ta ki bizden önceki müşterinin bardakları ve kaşıkları, gözümün önünde bir damla bile deterjan değmeden sadece sıcak bile olmayan suyla yıkanana kadar. İnanmazsanız önümüzdeki hafta kendiniz gidin görün. Nasıl olsa hiçbir şey değişmemiş olacak. Bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu iş böyle gelmiş böyle gider misali yapılmaya devam edilecek. 
    Şimdi soru şu; ben kendimi o tezgahın sahibinin yerine koyuyorum. Belediye'den tezgah istiyorum. Bana soruyorlar.
- Ne için kullanacaksın. 
- Kar helvası, limonata ve dondurma satacağım. 
-Peki orada kullanılan bardak ve kaşıkları ne ile temizleyeceksin. Bir tezgah, temiz sıcak su ve bulaşık suyu-nun gideceği bir gider yok? Diyecekler. Sonra bi kendime geliyorum, demek ki böyle bir şey sormamışlar  diyorum. Bu soru hiç sorulmamış böyle bir konu hiç gündeme gelmemiş. Yıkanan bardağın suyunun, dizili bardaklarında içinde bulunduğu tezgahın üzerinden yıkanmışlara da değe değe, şıçraya sıçraya tezgahın altına aktığını hatırlıyorum. 
    Peki buna nasıl göz yumuluyor. İnsan sağlığı bu kadar mı değersiz? Dünkü yazımda da yine bu tür konulara değinmiştim. Kurumların bizim sağlığımızı ve yaşam hakkımızı birinci öncelik olarak görmediğini anlatmıştım. Yazımı yazıp gazeteye gönderdikten sonra ki Pazar maceramda da durum bu. Sadece pazarlar da değil bu durum elbette. Bugün kar helvacıların çoğu için aynı durum söz konusu. Küçücük bir tezgahta yürüyor bu işler. O tezgah mikrop kaynıyor, hastalık kaynıyor. İnsanlar birbirlerine hastalık yayıyor, yetkililer de bu durumu sadece seyrediyor. Gerekli tedbirleri almıyor. Bu yazıdan sonra gidip o insanların tezgahlarını yerle bir etmek değil çözüm üretmek onu da söylemekte fayda var. Herkesin ekmek parası. Kimsenin ekmeği ile oynamak istemem. Benim de bakmakla yükümlü olduğum bir ailem var. Onun vebali çok ağır. Elbette kimsenin de benim ve ailemin sağlığı ile oynamaya da hakkı yok. 
    O zaman ne yapmak lazım; doğru çözümler üretmek lazım. Önce acil çözüm; Madem cam bardakları yıkayamıyorlar o zaman plastik bardak ve kaşık kullanmak zorunlu olsun. Kalıcı çözüme gelince; Kar helvası madem ki bu şehrin vazgeçilmezi o zaman onlar için belirli mekanlar oluşturulabilir. İçinde elektriği suyu, tezgahı her türlü imkanı olan. Sonra bu oluşturulan alanlar için cüzi miktarlarla kiralama koşulları sunulabilir. Sonra da satıcılara gerekli hijyen eğitimi verilir, numuneler alınarak denetlenirler. Satış yerleri yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekecek şeklide düzenlenirse de Aydın Kar Helvacıları ile Türkiye'de marka olur. Eeee Fena mı olur? 

11.08.2015
Bu yazı 964 defa okundu.

Diğer Yazıları