YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Semra Şener

GERÇEK RAMAZAN RUHU

                Ramazanla birlikte daha bir sorgulanmaya başlayan din olgusu yine hayatımızın baş köşesine yerleşti. İyi de etti. Hayatın akışına kendini fazlaca kaptırmış olan biz faniler bu kutsal ayın sayesinde daha bir hassaslaşıyoruz nedense. Sanki Ramazan'da Müslümanız, yılın kalan 11 ayı Müslüman değiliz. Tövbe haşa.

                Her yıl televizyonlarda aynı kişilerin yaptığı aynı programlar, o programlarda birbirinin aynı sohbetler ve artık bizi bile çileden çıkaran bir türlü öğrenemedikleri orucu ne bozar, ne bozmaz soruları.

                Bir tabir vardır çok severim. Ramazan'dan Ramazan'a ve Cuma'dan Cuma'ya Müslümanlar tabiri. Ne çok şey saklıdır aslında içeriğinde. Bir Allah korkusu var o kesin de bir de içini böyle rahatlatma kolaycılığı. İşte o bana şu çok bilinen Türk zekasını hatırlatır.

                Oldu canım... sen 11 ay haram ye, yalan söyle, binbir dalavere ile kendini uyanık diğer herkesi enayi yerine koy, yetim hakkı ye, aç ve açıkta olanı yıl boyunca görme duyma, kendini onun yerine koyma, sonra Ramazan gelince birdenbire Müslümanlığın aklına geliversin, bir ay inzivaya çekil. Sonra yine kaldığın yerden devam. Geçenlerde sosyal medyada gördüğüm bir fotoğrafın ve sözün hala etkisindeyim. Aynen şöyle yazıyor resmin altında;

Oruç derki;

Niyetim sizi aç bırakmak değil,

Niyetim size açı anlatmak...

                Herkesin tuttuğu orucu Allah kabul etsin. Elbette temennimiz bu. Fakat kaç kişi bu kutsal mesajı algılayarak etrafına karşı duyarlı davranıyor. Bir yılda kaç açı doyurdunuz mesela. Kaç sofraya sizin katkınızla bir tas çorba konuldu. Kaç ana baba size “Allah sizden arzı olsun, sayenizde çoluk çocuk açlıktan kurtulduk” diye dua etti. İşte bütün mesele burada. Sen yıllarca oruç tut, ama mesajı ile hiç ilgilenme neye yarar tuttuğun oruç? Allah'ın sizin açlığınıza mı ihtiyacı var sanıyorsunuz.

                Yıllardır televizyonlarda Afrika'daki aç çocukları görüp üzülürüz, onların üzerinden birçok uya-nık duygu sömürü yaparak verilecek üç beş kuruşa tenezzül eder. Bir gün bir bakarız verdiğimiz paralar meğer kimleri kimleri zengin etmiş, kimler bu duygu sömürüsü ile köşeyi dönmüş şaşar kalırız. Yuhhh artık deriz. O çocuklara giden bir lokma ekmek yoktur aslında içinden. Sonra da taşlaşır içimiz. Kimseye güvenmez oluruz. Hiç ummadığımız kurum ve kuruluşlar bile bu kazığı atar bize. Sonu; yar-dım etmekten kaçınan, kimseye güveni kalmayan bir topluma dönüşürüz fark etmeden. Gerisi daha da acı. Bir sürü yardıma muhtaç insan gözü yollarda sizden gelecek küçücük bir yardımı dört gözle beklerken, dünya obezite denilen yemekten neredeyse çatlayacak duruma gelmiştir. Bir taraf açlıktan diğer taraf yemekten ölecek durumdadır.

                En tuhafı da nedir biliyor musunuz? “Komşusu açken tok ya-tan bizden değildir“ diyen bir peygamberin ümmetiyiz diyen topraklarda yaşananlar. Zengin İslam ülkelerinde abartılı sofralar kurulurken, israf ve savurganlık tavan yapmış ve bu neredeyse normalmiş, hakmış gibi gösterilirken, fakir islam ülkelerinde insanlar açlıktan susuzluktan ölür.

                İşte en garibi en izah edilemeyeni budur. Bu bence kıyametin yaklaştığının göstergesidir.

                Suudi Arabistan bizim dinimizin doğduğu topraklardır. Her ne kadar İslamiyet tüm insanlık için gönderilmiş bir din olsa da doğduğu topraklar Müslümanlar için bir başka kutsallıktadır. Sadece bu se-beple bile dünyada israfın yapılmadığı, bir tane bile aç insanın olmadığı, kimsenin kimseye kıymadığı, hoşgörü, sevgi ve paylaşmanın tüm dünyaya örnek olduğu topraklar olmadır. Peki öyle midir? Elbette hayır.

                İşte böyle olunca ben çok üzülüyorum. Çünkü bir ülkeyi yönetme, onu çekip çevirme her baba yiğidin harcı değildir bence. Hepiniz hatırlarsınız, Suudi kralın Türkiye ziyaretini. Tuvaletine bile LCD ekranlar yerleştirildi. Muslukları altından armatürlerle değiştirildi. Bilmem kaç tane özel uçakla, yaklaşık 40 kadar belki de fazla karısıyla gövde gösterisi yapıp gitti. Harcanan paranın haddi hasabı yok.

                Bu dünyada vaktimiz dolup sonsuzluğa yolculuk başlayınca inanın işimiz zor. Bizim ki zor ama ben Müslümanım deyip de böyle davrananların inanın bizden daha daha zor. Sessiz kalıp tepki göstermezsek biz de sorumluyuz, öyle yırtarız sanmayın.

                Peki bunları biz görüyoruz da günde 5 vakit alnının secdeye gittiğine kesin gözüyle baktığımız bu inançlı insanlar görmüyorlar mı bu yaptıklarının yanlış olduğunu diye sorarsanız işte onun cevabı ben de yok.

                Hatta bu cevabı verecek bir akıl, mantık yok. Çünkü bu sorunun cevabı bu dünyada yok. Cevap için beklemek zorunda kalacağız. Hem de çoooook uzun bir süre bekleyeceğiz muhtemelen. Bu sorular ahirette tek tek sorulacak ve ne doğru ne yanlış en kesin cevapları da verilecek. Ama Allah'tan şunu istiyorum. Bizler bu sorguya şahit olalım.

                Çoluk çocuk demeden, dünyada binlerce masumun günahına giren gözü dönmüşlerin, Allah'ın verdiği canı yalnızca Allah alır diyen bir dinin mensupları olan ancak, sadece onun gibi düşünmüyor diye “Allahuekber” diye insanları katleden vizdansızların hesabı kesilirken biz de şahit olalım.

Olalım ki yüreğimiz soğusun. Hayırlı ve iyi Ramazanlar...

27.06.2015
Bu yazı 1076 defa okundu.

Diğer Yazıları