YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Semra Şener

HANGİ KİMLİĞİM?

Bilgisayarınızın başına oturup ertesi günkü yazınızı yazmak için işe koyulduğunuzda, aklınızdan bir sürü şey geçer. Yazının konusuna, ne yazacağınıza bazen bir türlü karar veremezsiniz. En azından benim öyle oluyor. Çünkü yazmak istediğim o kadar çok şey var ki. Bazen başka bir konuyla masama oturup, bambaşka bir konuyu yazdığım olur. Gazetenin bütün sayfaları senin deseniz yine de sizinle paylaşacaklarımı bitiremem herhalde. 

                Çünkü bir sürü kimlikle otururum yazımı yazmaya. İlki gazetemin yazı işleri müdürü kimliği. Bu kimlik büyük bir sorumluluk insanın üstünde. Çünkü çok hata götürmez bir yanı var yazı işlerinin. Bugün söylediğinizi yarın da aynı şekilde söylemenizi gerektirir. Bir gün ak dediğinize yarın kara diyemezsiniz. Çünkü gazetenizin bir kimliği ve duruşu var ve siz onu temsil ediyorsunuzdur. Ve tarafsızlık gerektirir. Çünkü bilirsiniz ki sizin her taraftan okuyucunuz vardır. Ve tarafsız olmanızı beklemeleri, okuyucunuzun en doğal hakkıdır. Yoksa güvenilirliğinizi zedeler, hatta Allah göstermesin kaybedebilirsiniz. Bir gazete için de en kötüsü güveni-lirliğini yitirmektir. Güvenilmez ola-cağınıza olmayın daha iyi.

                Bu kimlik size ülke ve dünya gündemini çok iyi takip etme sorumluluğunun yanı sıra yaşadığınız şehirde ne olup bitiyor dakika dakika bilmek zorunda olma görevi yüklüyor. Yazılarınızda gündemi iyi takip etmeli, ülkenin kanayan yaralarına parmak basmalı ve toplumu doğru yönlendirmelisiniz.

                Gelelim ikinci kimliğime...23 yıldır yine basın sektöründe ticari hayatını sürdürmeye çalışan, bu süre içinde ülkenin içinden geçtiği tüm krizleri atlatmakla mükellef bir iş kadını kimliği. Bu kimlik de aslında diğerinden çok farklı sorumlulukları olan bir kimlik değil. Yıllardır birlikte çalıştığınız yüzlerce firma ile kurduğunuz iletişimle bu günlere gelme savaşı. Tam 23 yıldır dinleyicilerinize seslendiğiniz frekansa sahip çıkmak. 88.4 dendiğinde sorumlu yayıncılıktan taviz vermeden, Aydın'da onu çok iyi bir marka yapmak. Yani hep bir varolma mücadelesi.

                Benim favorimse hayatıma girdiklerinden bugüne hep birinci sıradaki kimliğim; annelik kimliği. Herkes sizsiz olur, bir tek onlar asla. Onlara en iyi siz bakar, onları en çok siz seversiniz. Bir anneyseniz beni çok iyi anladınız, değilseniz anne olunca daha iyi anlayacaksınız. Ona kavuştuğunuz ilk günden itibaren sanki sadece onun değil dünyadaki tüm çocukların annesisiniz. Tarifi olmayan bambaşka bir dünyadır o. Anne olduğum ilk günden itibaren Allah'ın dünyadaki her kadına tattırma-sını dilediğim o kutsal duygu.

                4'üncü kimlik ise bu dünyada sevdiğinizin ve birinin sizi sevdiğinin, dünyada sizin onu, onun da sizi seçtiğinin adı. Eş olma kimliği. Sorumluluğu ve vebali en ağır kimliklerden biri. Çok fazla seçenek barındırmayan bir kimlik. Eşiyle mutluysa huzur, değilse yaşadığı hayattan payına huzursuzluk ve mutsuzluk düşen hayati bir kimlik.

                Ve varoluş. Yani hayatta olma sebebiniz... Anne ve babanıza evlat olma kimliği. Sizi doğurup büyüten, tüm bu aşamada bütün sıkıntılara göğüs gererek sizi bugünlere getiren ailenize, hayırlı bir evlat olma kimliği. Ve bizim kültürümüzde "Et tırnaktan ayrılır mı" diye ifade bulan, kardeşlerinize, abla yada abilerinize sorumlu olduğunuz kardeşlik kimliğiniz.

                Bir de bütün bunların dışında hayatınızda yanlarında kendinizi çok iyi hissettiğiniz kişilere karşı geliştirdiğiniz dost ve arkadaş kimliğiniz. Samimiyet, içtenlik ve dürüstlük gerektiren,  bir nevi kişiliğinizin yan-sıması olan kimliğiniz. Boşuna dememişler "Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim" diye. Onları seçerken de arkadaşlığınızı devam ettirirken de sürekli empati yapmayı gerektiren aslında en kolay, ama bazı içten pazarlıklı insanlar için de en zor kimliklerden biri.

                Vel hasıl kelam tüm bu kimliklerle oturunca yazınızı yazmaya hangisinin sözüne kulak vereceğinize karar veremediği zamanlar yaşıyor insan. Çünkü her birinin size anlatmak istediği o kadar çok şey var ki. malum insan paylaştıkça zengin, paylaştıkça huzurlu.

                Yazı İşleri müdürü kimliğim size; Güzel ve eşsiz ülkemdeki özgürlük vaadiyle toprak çalma heveslilerinin hevesinin kursağında kalacaklarını, bu ülkenin bu oyuna gelmeyeceğini haykırıyor. İş kadını kimliğim yaşanan adı konulmamış ekonomik durgunluğun koalisyon formülleri beklediğini haykırıyor. Annelik kimliğim; daha dün gece saat 1'lere kadar yüksek ateş ve kusma şikayetiyle acil serviste başında beklediğimiz oğlum, tüm çocuklar ve aileleri adına, "temiz deniz" ve "güvenilir gıda" için belediyeleri göreve çağırıyor. Ve dün Bodrum ve Sarıgerme'de 2 ayrı havuz kazasında hayatını kaybeden 10 yaşındaki Tanzel ve 11 yaşındaki Sofya için sorumluları affetmeyin diye haykırıyor. Sofya'nın saçları havuzun dibindeki havalandırma motoruna dolanırken,  Tanzel su parkında kafasını çarparak havuza düştüğü için çok iyi bir yüzücü olmasına rağmen hayatını kaybediyor. Annelik kimliği işte... Bunları sizinle paylaşırsa sizin çocuklarınızı ve diğer tüm çocukları bu tür kazalardan koruyacağını düşünüyor.

Gelelim eş kimliğine. O biraz bencil. Hem iş, hem annelik, hem ev derken biraz fazlaca yorulunca bazen gözü hiçbir şey görmüyor. Hep takdir edilmeyi bekliyor, eşi onu anlayınca sevildiğini hissediyor. Allah'tan ben o konuda şanslı olanlardanım. Gerek evde gerek işte tüm işi gücü benimle paylaşan bir eşim var. Ama siz öyle bir eş değilseniz birinin hayatını ona zehir ediyorsunuz demektir. Demedi demeyin.

                Gelelim evlat olma kimliğine. Onlar benden razılar mı kendilerine sormak lazım ama, ben bu konuda çok şanslıyım. Beni büyüttükleri yetmemiş gibi şimdi de çocuklarımızı büyüten çok fedakar bir anne babaya sahibim. Evlat kimliğimle son söz onlara olsun. Sizi çok seviyorum...

06.08.2015
Bu yazı 1012 defa okundu.

Diğer Yazıları