YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Semra Şener

HAVA BEDAVA BİR DE HABER BEDAVA

Aydın ülkemizdeki pek çok ile göre okuyan bir toplum olarak geçer istatistiklere. Okuyorsanız düşünebiliyorsunuzdur. Çünkü okumak zihni farklı düşüncelerle doldurduğu için kişi hangisi aklına yatarsa onu kabullenme şansına sahip demektir. Bu özgürlük dünyadaki en büyük özgürlüklerdendir. Başkası ne düşünürse düşünsün siz onlarla aynı düşünmek zorunda değilsinizdir. Öyle ya Allah bu aklı niye vermiş kullarına. Kullanabilsinler diye. Okumak, o aklı sağlıklı kullanmanın anahtarıdır. Körü körüne bir düşüncenin peşine takılıp onun kölesi yapmaz insanı okumak.  Okursun, düşünürsün, aklını kullanıp tartarsın ve en mantıklı bulduğunu sahiplenirsin. O bakımdan Aydınlılar şanslıdırlar aslında. Akıllarını kullanabilme özgürlüklerini kullanırlar bu sayede.

İstatistikler açıklandığında bir başka gurur duyarım şehrimle. Bir başka gururlanırım. Fakat neyi okuduklarını da hep merak etmişimdir. Çünkü gazete okumak konusunda rakamlara günü gününe hakim bir işim var. Ulusal ve yerel gazetelerin satış rakamları her gün gözümüzün önünde. Her gün bayilerde raflarda yerini alan gazetelerini, bayiden almak yerine abone olmayı tercih ederler. Zor gelir her sabah ekmeğiyle bir gazete sıkıştırmak kolunun altına. Oysa gelişmiş toplumlarda gazete almak, elinde gazetesi toplu taşıma araçlarında birkaç satır okumak, sabah işine giderken bayiden gazetesini alıp sabah kahvesiyle yaşadığı şehirde olup bitenlere göz atmak. Yaşanılanların farkında olmak. Biz de durum farklı. Bayiden gazete almak zor geliyor insanımıza. Birçok insanın sığındığı en büyük nedense, haberleri internetten takip ediyor olmak. Çünkü haber bedava. Dünyada emek verilmiş her şeyin bir bedeli var. Mesleğiniz, işiniz ne olursa olsun bir ederi var. Çünkü emek veriyorsunuz. “El emeği teşekkürle ödenmez” diye bir atasözümüz bile var. Tüm bunların aksine ne hikmetse çok büyük bir emekle ortaya çıkan habere ulaşmak bedava. Bir internet sitesine girmekle şehrinizde, ülkenizde, dünyada neler olup bitiyor öğrenebilirsiniz. Üstelik bedava. Bu işte bir yanlışlık yok mu sizce de. Şöyle bir bakalım haber nasıl ortaya çıkıyor. Benim muhabir arkadaşlarım ellerinde birkaç kilo yükle yağmur çamur, yaz kış demeden haber mesaisine çıkıyor. Hele şimdi yaz sıcaklarında işleri çok daha zor. Hepsine sabır ve kolaylıklar diliyorum bu vesile ile. Diyelim ki bir basın toplantısı. Saat 2’de olsun. En az yarım saat öncesinden bürosundan işlerini ayarlayıp çıkıyor. Bizde hiçbir toplantı zamanında başlamaz nedense. En az 20 dakika da öyle bekliyor.  Toplantı başlıyor. Bir yandan fotoğraf çekiyor, bir yandan konuşulanları kaçırmamak için ya kayıt cihazını koyuyor ya da not alıyor. Toplantı ortalama yarım saat sürse saat 3 oluyor. İşi bitince bürosunun yolunu tutuyor, çantası fotoğraf makinesi ve notlarıyla. Büroda ikinci bir mesai başlıyor. Fotoğraflardan kullanılabilir olanlar seçiliyor. Bilgisayara aktarılıyor. Ardından haber metni yazılmaya başlanıyor. Toplantının yeri, zamanı, kimin yaptığı, ne için yaptığı gibi gazetecilikte 5 N 1 K kurallarına uygun bir şekilde haberini yazıyor. Bir yarım saatte öyle gitti. Bitmiyor. Haber bu kez muhabirden çıkıp haber masasına geliyor. Orada çeşitli bilgisayar programları kullanılarak, ki onları da herkes kullanamaz, yani o da ayrı bir profesyonellik ister, görsel bir hamaratlıkla siteye yerleştiriliyor.  Site sahibi çalışan muhabir arkadaşlarına ve haber masasında bu haberleri işleyen çalışanlarına maaş verecek. Bedava yayınladığı haberlerden bir gelir elde edemiyor ne yapacak? Reklam alacak elbette. Onun için ayrı bir ekip gerekli. Onların da ayrı yeteneklerle donanmış olması şart. Her eline dosya verdiğiniz kişi kurumunuzu temsil edemez çünkü. Reklam servisi, kuruluşun bedava verdiği haber hizmeti için çalıştırdığı personeline bakmak ve işin devamlılığını sürdürmek için çok çalışmak zorunda. İnternet dediğin kaç paralık hizmet demeyin. O ucuz elbette. Bir alan adı ve yerinizin maliyeti değil bahsettiğim. Bu hizmeti devamlı kılmak için kadro ve ekipmandan bahsediyorum. Reklam fiyatları maalesef birçok şehirde olduğu gibi bizde de neredeyse bedava.  Bahsettiğim internet haberciliği. Bunu gazeteyle kıyaslarsanız durum daha da ciddi. Çünkü o zaman farklı kurumlar devreye giriyor. Şartlar daha da ağırlaşıyor. Çalışan personel sayısı en az 7 kişi mesela.  Her biri alanında uzman olmak zorunda. İletişim fakültelerinin ilgili alanlarından mezun personel yada deneyimli çalıştırmak zorundasınız. Sosyal güvenceleri ve maaşlarını hesap ederseniz ciddi bir yekünü var. Baskı ve bayilere dağıtım maliyetlerini de eklerseniz rakam birkaç kat artıyor. Ekipman ve yatırım giderleri bir tarafa bir gazete çıkarıyorsanız aylık çok ciddi bir rakamla baş başasınız. Sabahın köründen başlayarak akşamın geç saatlerine, hatta 24 saat devam eden bir çalışma temponuz var demektir. Gazeteniz bayilerde boy gösteriyor diye iş bitiyor mu? Elbette hayır. Aydın’da günlük kaç gazetenin bayiye geri iade edildiğini duysanız bu kadar emeğin bunu hak etmediğini eminim siz de düşünürsünüz. Sadece yerel gazeteler değil bahsettiğim. Ulusal ve bölgesellerde de durum aynı.

 

Okumayan toplumda en büyük zararı gazeteciler görüyor çünkü. Onlar ideallerinden vazgeçmeyen özel kişiler. Bu işi para kazanmak, zengin olmak için yapmıyorlar. Onlar gazeteciler. En zor ayda bile kamu adına bir şeyler yapmanın hazzıyla bütün sıkıntılarını bir anda unutabilen insanlar. Çünkü haber kutsal. Doğru haberse bir ülkeyi ayakta tutan yegane unsur. Onlar susarsa, gerçekler de susar biliyorlar. Doğruları her sabah insanlara ulaştırabilmek tek çabaları. Tek hayalleri ise bir gün tüm şehrin, ellerinde gazeteleriyle gezen bilinçli vatandaşlarla dolması. Gazetelerinin bayilerde tabiri caizse peynir ekmek gibi satılması. Bu uğurda eğitim görmüş yada yıllarını bu mesleğe adamış çalışanlarını daha iyi koşullarda çalıştırabildiği günleri görmek istemeleri. İlinde sanayinin, ekonominin, ticaretin gelişmesi. Vatandaşların bilinçlenmesi. Gerçekleri görebilmeleri, okuyabilmeleri, yorumlayabilmeleri…. O zaman işlerini daha büyük şevkle yapacaklar, Her hizmetin bir bedelinin olduğu bu dünyada, gazeteciler de ürettikleri hizmet için birilerinin bir bedel ödemelerini istiyorlar. Çünkü bu dünyada bir tek hava bedava, bir de haber… İşte bu yüzdendir ki haberler üretim maliyetlerini karşılamalı, internetten bile okunsa okuyucu için bir bedeli olmalı. Cep telefonu faturasına yansımalı mesela. Yada internet faturasına. Haberi üreten için bir bedel ödenmeli. Emeği karşılıksız kalmamalı. Haber üretmeye devam etmek için şevklenmeli. Bir kazancı olmalı. Emek verenleriyle bölüşüp, ağız tadıyla mesleğinin tadına varabilmeli.

İstatistiklerde birçok ili geride bırakan Aydınımızın güzel insanları. Okuyan düşünen insanları… bu yazdıklarımı bir düşünün. Eminim hak vereceksiniz. Daha çok okuyan,  yerel gazetelerine, internet sitelerine, radyo ve televizyonlarına sahip çıkan bir Aydın, sadece bizim değil sizin de kazancınız. Biz birlikte başarmalıyız. Aydın’ın aydın insanlarıyla. Çok okuyan, düşünen ve emeğin değerini bilen insanlarıyla. Bu işten ekmek yiyen binlerce basın emekçisinin değerini, ilimiz için ne kadar kıymetli olduklarını unutmayın. En zor gününüzde yanlarına koştuğunuz, en mutlu günlerinizde objektiflerine gülümsediğiniz bu kutsal mesleğin, hak ettiği yerde olması sizinle mümkün. Bizim sizden başka kimseye ihtiyacımız yok, olmamalı. Bizim tarafımız sizseniz, sizin tarafınız da biz olmalıyız. Tarafınızı seçin o zaman. Gazetelerinizi bayilerden bir tane bile kalmayıncaya, yok sattırana kadar alın. Radyolarınızı, televizyonlarınızı dinleyin, seyredin, reklamlarınızla destekleyin. Reklam verenlerden alışveriş yaparken “Basındaki reklamlarınızdan dolayı sizi tercih ettim”      deyin. Bundan çekinmeyin. O zaman bizim için bir şeyler yapmış olursunuz.

Gazetenizi kahveden, haberleri internet okumaya devam ederseniz korkarım ki birbirimiz için bir şeyler yapabilme sevdamız çok da uzun sürmeyecek. Geçenlerde Basın İlan Kurumu İl Müdürümüz Mevlüt Uluçamlıbel, Japonya’daki yerel gazetelerle ilgili bir örnek verdi. Günlük tirajları dudak uçuklatacak cinsten. Bizim en çok satan ulusal gazetelerimizden bile kat kat fazla. Hani teknoloji ve internetin arkasına sığınıyorsunuz ya haber okumak konusunda o yüzden bu örneği paylaşmak istedim sizlerle. Teknoloji ise teknoloji. Japonya’da internet yok mu? Dünyaya teknoloji üretiyorlar. İnternetin alası, bizden yıllar öncesinden beri var onlarda. Fakat bugün bile ülkemizde gördüğünüz her Japon turistin elinde bir kitap veya gazete görürsünüz. Bu biraz emeğe saygı ve geleneklere bağlılıkla alakalı bir durum bence. Kul hakkıyla ilgili. İnsan emeğine verilen hürmetle ilgili… siz de sizler için gece gündüz çalışan meslektaşlarımın emeğini taçlandırın. Çok mu şey istiyorum. Emeklerine değer verin. Değersizleştirme çabasına girişenlere fırsat vermeyin. O zaman şehrimiz de ülkemizde güçlü basın ile daha fazla yol kat edecektir. Benim arkadaşlarım bütün bunları yapabilecek kapasitede ve mesleki yeterlilikte. Sizler için birbirinden güzel gazeteler çıkarıyorlar her gün. Birbirinden ala köşe yazıları ile ufkunuzu genişletiyorlar. Şehirleri için hizmet üretiyorlar. Ülkeleri için çalışıyorlar. Ve bence herşeyin en güzelini hak ediyorlar. Size düşense sadece bu emeklerinin değerini onlara hissettirmek. Sağlıcakla….

01.07.2017
Bu yazı 857 defa okundu.

Diğer Yazıları