YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Semra Şener

İBRET ALMAK İÇİN GEÇ KALMA TÜRKİYE

Gö­zü­mü­zün önün­de yıl­lar­dır ne ol­du­ğu belli ol­ma­yan bir şavaş. Ne başı belli ne sonu. Su­ri­ye'yi ka­rış­tır­ma­yı ba­şa­ran­lar şimdi geç­miş­ler kar­şı­sı­na sa­de­ce sey­re­di­yor­lar. 
Ege De­ni­zi me­zar­lı­ğa döndü. Av­ru­pa­ya ula­şa­bi­len mül­te­ci­ler­se güya insan hak­la­rı­nın yıl­maz sa­vu­nu­cu­la­rı Av­ru­pa­lı­la­rın elin­de hay­van­dan daha beter mu­ame­le­le­re maruz ka­lı­yor. 
Bun­lar ül­ke­le­rin­de­ki ce­hen­nem­den ka­çan­la­rın ya­şa­dık­la­rı....ya ka­ça­ma­yan­lar?. Ya­şa­dık­la­rı yer­den ka­ça­cak pa­ra­sı pulu ol­ma­yan­lar. On­la­rın du­ru­mu şim­di­ler­de daha da beter. 
Dün haber mer­kez­le­ri­ne düşen ha­ber­ler yine yü­rek­le­ri yaktı. Su­ri­ye'de sa­vaş­tan ka­ça­ma­yan ço­cuk­lar, ka­dın­lar aç­lık­tan öl­me­ye baş­la­dı. bu de­vir­de... Hani at­tı­ğı zaman man­gal­da kül bı­rak­mı­yo­ruz ya... Hem de bu de­vir­de, hangi yılda ya­şı­yo­ruz? gibi çüm­le­ler­le baş­lı­yo­ruz ya ko­nuş­ma­la­rı­mı­za. İşte tam da bu de­vir­de sı­nı­rı­mız­dan sa­de­ce sa­at­ler me­sa­fe­de uzak­lık­ta­ki ka­sa­ba­lar­da ço­cuk­la­rın aç­lık­tan öl­me­ye baş­la­dı­ğı ha­ber­le­ri dü­şü­yor haber mer­kez­le­ri­ne. 
Kim daha şık merak et­mi­yor­sa­nız, kim ki­min­le ev­le­ne­cek­ten daha ciddi gün­dem­le­ri­niz varsa, hangi yeni ge­li­nin evi di­ğer­le­ri­ne on basar diye merak eden­ler­den de­ğil­se­niz, bir eve ka­pa­tı­lan bir sürü işe ya­ra­maz genç bir­bi­ri­ni bugün nasıl aşa­ğı­la­dı de­ğil­se işi­niz gü­cü­nüz, alın size dünün ha­be­ri;

"Ulus­la­ra­ra­sı yar­dım ör­gü­tü Kızıl Haç, baş­kent Şam'a 40 km me­sa­fe­de olan Me­da­ya ve bazı diğer ka­sa­ba­lar­da hem tıbbi mal­ze­me hem de gıda ih­ti­ya­cı­nın kri­tik nok­ta­la­ra ulaş­tı­ğı­nı söy­le­di.
BBC'ye bilgi veren Ab­dul­lah isim­li bir Me­da­ya­lı ise "Yi­yecek bu­la­mı­yo­ruz. Ço­cuk­lar, ka­dın­lar, her­kes öl­me­ye baş­la­dı. Bazen ağaç yap­rak­la­rı­nı, çi­men­le­ri bazen de ke­di­le­ri yi­yo­ruz" dedi.
Ab­dul­lah, her gün on­lar­ca ço­cu­ğun aç­lık­tan öl­dü­ğü­nü söy­le­di.

Kı­zıl­haç, Me­da­ya ka­sa­ba­sı­na en son Ekim 2015 de gi­ri­le­bil­miş. Yani o gün­den bu yana ka­sa­ba­ya hiç yar­dım ulaş­ma­mış. Be­bek­le­re mama yok! Bez yok! Basit bir baş ağ­rı­sı, diş ağ­rı­sı için bile ağrı ke­si­ci yok! Basit bir pişik kremi olsun o da yok!.. Halk aç­lık­tan kı­rı­lı­yor. 
Ya­şa­dık­la­rı şehir Tem­muz 2015 de ku­şa­tı­lan yak­la­şık 30 bin ki­şi­ye, ka­sa­ba­dan çık­mak için izin de ver­me­miş­ler. Yani kaçış yasak! Şimdi de aç­lık­tan öl­me­ye baş­la­dı­lar. Ne far­ke­der ki? Ka­ça­bi­len de­niz­de bo­ğu­la­rak ölü­yor, ka­ça­ma­yan mem­le­ke­tin­de aç­lık­tan kı­rı­lı­yor. Biz de dün­ya­nın tüm dev­let­le­ri ve mil­let­le­ri gibi sa­de­ce sey­re­di­yo­ruz. Bize do­kun­ma­yan yılan bin yıl ya­şa­sın der gibi. 
Şimdi di­ye­cek­si­niz ki sen Su­ri­ye'yi ya­zı­yor­sun ama sanki biz de durum çok mu fark­lı, ne far­kı­mız var diye? Hak­lı­sı­nız. Bizde de baş­la­dı aynı dram. Şe­hir­le­ri­miz ku­şa­tıl­dı. Hen­dek­ler ka­zı­lıp, dev­le­te mey­dan oku­nu­yor. Bu­ra­lar bizim, siz çekip gidin de­ni­yor. Okul­lar ka­pan­dı, so­ka­ğa çık­mak yasak. Kamu gö­rev­li­le­ri­nin çoğu gelen emir­le gö­rev­le­ri­ni terk edip şe­hir­le­rin­den ay­rıl­dı­lar. Okul­lar, kü­tüp­ha­ne­ler ya­kı­lı­yor, so­kak­lar savaş alanı. Du­var­lar mermi iz­le­riy­le delik deşik. So­ka­ğa çık­mak yasak. İşye­le­ri ka­pa­lı. Bak­kal, ez­ca­ne, kasap, manav ke­penk aç­mı­yor. Bir nesil, bir ülke her­gün kay­bet­me­ye devam edi­yor. Kimin yü­zün­den? Bir avuç ça­pul­cu­nun. 
Ce­ha­le­tin kol gez­di­ği yer­ler­de, ken­di­ni bi­ri­le­ri­nin öz­gür­leş­ti­re­ce­ği­ne inan­mış bir avuç za­val­lı yü­zün­den. Bir­le­ri­nin Or­ta­do­ğu'daki hesap ki­tap­la­rı­nı hala an­la­ya­ma­mış bir avuç kan­dı­rıl­mış vatan haini te­rö­ris­tin yü­zün­den. Hala yap­tık­la­rı­nın ken­di­le­ri­ni nasıl bir uçu­ru­ma sü­rük­le­di­ği­ni gör­me­yen, bu­run­la­rı­nın di­bin­de­ki Su­ri­ye'de ya­şa­nan­lar­dan da ders ala­ma­yan bir avuç akıl­sı­zın yü­zün­den. Böyle gi­der­se bizim de ya­şa­ya­cak­la­rı­mız fark­lı ol­ma­ya­cak ne Su­ri­ye'den ne Irak'tan ne Fi­lis­tin'den. On­la­rın ço­cuk­la­rı bugün aç­lık­tan ölü­yor­lar, dünya duy­mu­yor, gör­mü­yor, bi­zim­ki­ler ya­rın­lar­da öle­cek­ler. Dün­ya­da de­ği­şen bir­şey ol­ma­ya­cak. Bizi de duy­ma­ya­cak, gör­me­yecek, il­gi­len­me­ye­cek­ler. Hatta son kişi ka­la­na ka-dar gö­zü­nün içine ba­ka­cak­lar. Çünkü zaten is­te­dik­le­ri bu değil mi? Benim güzel ülkem ak­lı­nı artık ba­şı­na al. Bu ölü top­ra­ğı ser­pil-miş­li­ğin­den artık sıy­rıl. Yeter artık yeter! Ak­lı­nı bir an önce ba­şı­na al !..Yoksa bugün ibret al­ma­dan sey­ret­tik­le­rin, yarın bir bir senin de, ço­cuk­la­rı­nın da ba­şı­na ge­lecek!

08.01.2016
Bu yazı 1124 defa okundu.

Diğer Yazıları