YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Semra Şener

İSTİKŞAFİ BU SÜRECE YAKIŞMADI

Seçimler geldi geçti. Millet olarak neredeyse bir seçim olduğunu unutmuştuk derken seçimden tam 36 gün sonra seçim sonuçları ile alakalı net bir adım atılmış oldu. Cumhurbaşkanının verdiği yetki ile Başbakan Davutoğlu partilerle koalisyon arayışına girdi. İlk olarak dün CHP ile görüştü, bugün MHP yarın da HDP ile görüşecek.

İlk koalisyon görüşmesi yaklaşık 1 saat 40 dakika sürdü. AK Parti'nin koalisyon heyetinde, Ömer Çelik, Numan Kurtulmuş, Cevdet Yılmaz, Ayşenur Bahçekapılı, Mücahit Aslan, CHP'nin koalisyon heyetinde, Haluk Koç, Selin Sayek Böke, Faik Öztrak, Akif Hamzaçebi, Rasim Bölücek yer aldı.

CHP, görüşmenin tümünün "tutanak altına alınmasını" istedi. Bunun üzerine de, heyete CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun danışmanı Rasim Bölücek dahil edildi. Bölücek, tüm görüşme boyunca tutanak tuttu.

Kimileri bu görüşmelerle ilgili umutlar beslerken kimilerinin hiç umudu yok. Şahsen ben umudunu yitirmiş olanlardanım. Hele dün başbakanın bu görüşmeler koyduğu isimden sonra. Davutoğlu koalisyon arayışlarının ilk turunu "istikşafi görüşmeler" olarak nitelendirdi. Yani temel uzlaşma, "her konuda uzlaşmadan, hiçbir konuda uzlaşılmış sayılmayacağı" ve "görüşmeler konusunda bilgi sızdırılmayacağı". Siz koskoca ülkede seçime gideceksiniz. Vatandaş sandıktan bir irade ile size seslenecek fakat siz kuracağınız birliktelikleri inşa ederken işin başında gizlilik şartı koyacak ve her türlü ayrıntıyı vatandaşınızdan saklayacaksınız.

Sizi bilmem ama bir vatandaş olarak benim bu görüşe katılmam mümkün değil. Ben ülkemi yönetecek partilerin hangi koşullarda uzlaşacaklarını, ne tür pazarlıklar yapacaklarını, birbirlerinden ne gibi tavizler istediklerini bilmeliyim. Bu benim en doğal hakkım.

Bizler vatandaşlık görevimizi yerine getirerek partilerin bizlere açık açık verdikleri sözlere dayanarak onlara oy verdik. Şimdi sırf iktidarın bir parçası olmak adına onların hangilerini çiğneyeceklerini de bilmek en doğal hakkımız. Ya da çiğneyip çiğnemeyeceklerini…

Yolsuzlukların üzerini örterlerse bundan ne zaman haberimiz olacak mesela. Zira CHP bu sloganla seçim meydanları inletmişti. Yada MHP fark etmez. Gizlilik gereği halkla paylaşamayacakları bu çok özel maddeden CHP seçmeni koalisyon kurulunca mı haberdar olacak? Peki seçmen bu duruma ne diyecek. Sırf ülke hükümetsiz kalmasın diye razı mı gelecek sizce çok net verdiği mesaja rağmen buna.

Ya da MHP TBMM başkanlığında gelinen noktadan sonra bu gizliliği nasıl yönetecek. Dinli dinsiz tartışmasını başlattığı için zor günler yaşayan Halaçoğlu’nun elinden alınan yetkileri ile partide oluşan gerginlik önümüzdeki günlerde hangi noktaya gelecek merak konusu.  

Türkiye "istikşafi" kelimesi ile 2002 yılında tanıştı. “İstikşafi” diplomatik bir terim olarak kullanılan bir kelime.  İlk olarak Yunanistan'la yapılan Ege Denizi'ne ilişkin müzakereler için gündeme geldi.

 

Türkiye ve Yunanistan arasındaki "istikşafi" Ege görüşmelerinde temel uzlaşma, "her konuda uzlaşmadan, hiçbir konuda uzlaşılmış sayılmayacağı" ve "görüşmeler konusunda bilgi sızdırılmayacağı" üzerinde oldu. Nitekim, 2002'den bu yana, her yıl en az iki kez, Müsteşarlar düzeyinde yapılan görüşmeler hakkında tek bir bilgi sızmadı.

Sızmadı da ne olacak diyeceksiniz. Gelinen nokta ortada. Yunanistan bize ait adalara el koydu. Gizlilik gereği bu bizimle yani kamuoyu ile paylaşılmadı. Hatırlar mısınız seçim öncesi Kuşadası’nda Vatan partisinin yaptığı mitingi. “159 “ada vatan toprağıdır” mitingi yapılmıştı. Uluslararası anlaşmalar gereği bize ait adalara Yunanlılar el koymuş, adalara karakollar kurmuş, hatta Yunan Genel Kurmayı göstere göstere bize ait adalarda kurdukları bu karakollarda denetim bile yapmışlardı. Hangimizin haberi oldu. Hiçbirimizin. Öğrendik de ne oldu? Hiçbir şey. Elimizdeki toprağa el koydular hala bizden tık yok. İşte "istikşafi"şartı konulan görüşmelerde gelinen son nokta bu.

Ben bir Türk vatandaşı olarak kurulacak her türlü koalisyonla ilgili verilecek her türlü tavizden yada göz yumulacak görmezden gelinecek her türlü ayrıntıdan haberdar olmayı bir hak olarak görüyorum. Çünkü bunun oy vermiş her Türk Vatandaşının en doğal hakkı olarak görüyorum.

Oy isterken bangır bangır sloganlar üretecek insanların oylarını bu sözlere geöre alacaksın, sıra iktidar o9lmaya gelince oyunu aldığın insanlardan gizli gizli iş yapacaksın. Bu demokrasiye uygun ve yakışan bir tavır değil. Derhal vazgeçilmeli. Bu süreçte bu ve bunun gibi güven zedeleyici her türlü başlıktan uzak durulmalı. Türk halkı şeffaflığı hak ediyor. Her şey onun istediği gibi onun gözü önünde seyretmeli. Öyle gizli gizli pazarlıklar bu süreci ve partilere duyulan güveni zedeler. Unutmamak lazım ki bu seçim bu ülkenin görüp göreceği son seçim değil. Bundan sonra ki ilk se-çimde vatandaş gereğini yapacak, bu konudaki sözünü sandıkta söylemekten çekinmeyecektir.

14.07.2015
Bu yazı 955 defa okundu.

Diğer Yazıları