YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Semra Şener

PARK MESELESİ

Medeni bir toplum olma yolunda emek sarf edenimiz olsa da bu konuda kılını bile kıpırdatmayanımız bi hayli fazla. Medeni bir toplum olma standartları yakalamak kaç yılımızı alır bilinmez ama yaşadıklarım bana daha yolumuzun uzun olduğunu gösteriyor.

                Bu kaba ve anlayışsız tavır o kadar hakim oldu ki güzel ülkemde, artık kimsenin kimseye tahammülü kalmadı. Sabırsız ve tahammülsüz bir toplum olduk. O kadar kaba ve anlayışsız insanlarla bu dünyayı paylaşmak zorunda kalıyoruz ki, olan kibar ve nazik insanlara ve onların gösterdikleri sabıra oluyor.

                Bakın size kendi başımdan geçen bir kaç olayı anlatacağım. Eminim sizin yaşadıklarına çok benziyordur.

                Günlerden 23 Nisan. Nisanı çok özel ve eşsiz kılan günlerden birini yaşıyoruz. Oğlum Ali çocuk bayramı sebebiyle çok heyecanlı. 23 Nisan gösterileri kapsamında aldığı görev sebebiyle en sevdiği kahramanlardan birini Karagöz'ü canlandırıyor.  Günümüz sabahın erken saatlerinde valilik önündeki törenle başlıyor. En sevdiği sınıf arkadaşlarından Kaan'da Hacivat. O kadar çok çalışıp hazırlandılar ve o kadar başarılıydılar ki görmenizi isterdim. Hem okullarını, hem sınıflarını çok iyi temsil ediyorlar. Kıyafetler incecik, sabahın erken saatlerinden hava adeta buz kesiyor. Küçük dudakları tir tir titrese de renk vermiyorlar. Kostümlerini bir mont yada kabanla kapatmak istemiyorlar.

                Çelenk koyulup meydandaki törene kadar her şey çok güzel. Anne babaların heyecanı anlatılır gibi değil. Dokunsanız ağlayacağız. Çok mutluyuz. Meydandaki gösterilerin ardından tören okulda devam edecek.

                Aracımıza binip okulun yolunu tutuyoruz. Okulumuzun ön kısmı hınca hınç  dolu. Park yeri bulmak imkansız. Biz de ara sokağa girip servis araçlarının park ettikleri yerde alıyoruz soluğu. Okulun diğer köşesine doğru sağ tarafta yer olduğunu görüyoruz. Arka kapımızda açık olduğu için sevi-niyoruz. Hemen park edip gösteri heyecanımıza bıraktığımız yerden devam etmek istiyoruz.

                Önumüzdeki araç neredeyse 4 araçlık park yerine park etmek için yanaşıyor. Biz de onun arkasından sağa yanaşıyoruz. Bizim arkasından girdiğimizi gördüğü ve önünde 2 araçlık daha yer olmasına rağmen acemi olduğu her halinden belli kaba ve saygı-sız sürücü aracın içinden el kol hare-ketleri yapıp "Arkamdan çekil geri yanaşacağım" diyor.

                Ne demek istediğini önce anlamıyorum. Söylediğim gibi park yeri 4 araçlık falan. Ben "Siz biraz öne gidin. Yer var. Ben de sizinle arkamdaki araç arasına rahat rahat girebilirim yer var diyorum." Adam Nuh diyor peygamber demiyor. Cahilce söylediği laflar hem komik, hem saçma. "Bu park yerini ben buldum gidin başka yere park edin" diyor. Bulduğu park yeri yine söylüyorum en az 4 araçlık. Park etmiş son araçtan okulun köşesine kadar en az 4 araç rahat rahat park edebilir.

                Önce sinirlensem de araba-da çocuklarım var, sakin olmaya  düzgünce az ileri gitmesini söylüyorum. Onun önü ise köşeye kadar boş olmasına rağmen hala geri gelmeye uğraşıyor. Sürekli aynı şeyi söyleyerek; "Burayı ben buldum, sen git başka yere park et". Gören tek araçlık yer var sanacak.

                Sonra okulumuzun en sakin en beyefendi öğretmenlerinden Bilal Hocam gelip beyefendinin aracının önündeki boş alana köşeye yakın aracını park ediyor. Arkasında en az iki araçlık park yeri bırakarak. Bizim saygısız sürücü hala daha bana park yeri açmıyor. Bilal hocam aracından iniyor, müdahale ediyor, "Ne yapmaya çalışıyorsunuz. Bu alana 4 araç park eder. Yaklaşın benim aracımın arkasına bayan park ettikten sonra bir araç daha bile sığar bu alana. Ne bu inadınız diyor." Son derece beyefendi üslûbuyla. Ama adam kararlı hala "Burayı ben buldum, sen git başka yere park et" diyor da başka bir şey demiyor. Çevredeki herkes tepki gösteriyor. Yaptığının anlamsız ve saçma olduğunu söylüyor ama nafile. Aracını kımıldatmıyor bile. Yada geri gelmeyi bilmiyor, acemiliğini bir bayan sürücü fark etsin istemiyor.

                Baktım olmayacak, çocuklar arabada sinir oldu. Ben deseniz en mutlu günümde barut. Bu kadar saçma bir park kavgası hayatımda görmedim. Aracın park ettiği ve bir türlü çekilemediği yerle arkamdaki araç arasına ileri geri hamlelerle park edip arabadan sinirli bir halde indim. Elim ayağım titriyor. Geri kalan herkes saygısız şehir magandası adamın başında "Sen ne yapıyorsun ayıptır kardeşim" diye söyleniyorlar. Ben de yaptığının anlamsız ve saygısızca olduğunu, bilmiyorsa araç kullanmaması gerektiğini, çoluk çocuğun hayatını bari tehlike atmamasını söyledim.     

                Bilal hocam yanımızda. Birlikte tören alanına gittik. Beni ve çocukları teselli ediyor. "Boşverin sakin olun, sizin bir hatanız kusurunuz yok, onun medeniyetsizliği ve saygısızlığı" diyerek sağolsun bizi sakinleştirmek için elinden geleni yapıyor.

                Benzer bir olayı saygısızlığı çocuklarımı okuldan erken almak zorunda olduğum bir gün yaşamıştım. Okulun önündeki park yapılan alana aracımı park edip hem oğlumun hem kızımın öğretmenlerinden izin alarak onları sınıflarından alıp arabaya koştum. Son dersten bir ders önceydi.                 Geri geldiğimde arkama bir araç park etmişti. Acelemiz var ama çıkmak imkansız. Okul kazan biz kepçe aracın sahibini aradık. Bulunup geldiğinde okul dağılmış, herkes okuldan çıkmış, anasınıfı gösterisi olan veli ve öğrenciler dışında okulda kimse kalmamIştı.

                Ben bir insanı böyle zor bir durumda bıraksam nasıl özür dileyeceğimi, kendimi nasıl affettireceğimi şaşırırdım. Ne yaptı dersiniz. Son derece ukala bir uslupla sallana sallana hiç acelesi yokmuş tavırlarla gelip, hiçbir şey söylemeden, bir özür bile dilemeden, aracının kapısına yöneldi.           Çok şaşırdım ve inanılmaz kızdım. Acelem olduğu için çocuklarımı bir ders önce sınıflarından aldığımı, fakat onun yüzünden okul dağılıp hiç kimse kalmamasına rağmen hala bir yere gidemediğimi ve işimin çok önemli olduğunu söyledim. Sürücü bayan aynen şöyle dedi; "Nereye park edeyim, yer mi var. Napalım yani anasınıfında çocuğumun gösterisi vardı" dedi.

                Size biri bunu yapsa ne yapardınız. Okuldaki güvenlik görevlimiz beni çok sakin biri olarak tanıdığını, hiç bu halde görmediğini söylediğinde haklıydı. İnsanlara bu denli saygısızlıklar yapamazsınız. Bu kadar saygısız ve düşüncesiz olamazsınız. Okulun dört bir yanı, karşı cadde dahil bir saat önce boştu. Biliyorum çünkü ben de onunla aynı saatlerde geldim. Kaldı ki her yer dolu. Bu size başkasının hareket kabiliyetine engel olma hakkı verir mi? Siz siz olun bir başka aracın arkasına park etmeyin. Bu çok ayıp ve saygısızca bir davranış. Sözün özü medeni bir toplum olma yolunda daha gidilecek çok yolumuz var. Sizce?

24.07.2015
Bu yazı 1058 defa okundu.

Diğer Yazıları