YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Semra Şener

ULAŞILMAMAK YADA ULAŞILAMAMAK

Makam ve mevkiler insanların sizler için uygun gördüğü sizi yakıştırdığı yerler. Adaylık süreci ile başlayan süreç kendinizi anlatmanız, yapacaklarınızı onlara anlatmanız, size inandıkları durum da da  seçilmenizle sona eren her iki tarafında kartlarını en açık oynadıkları demokrasinin en güzel tarafı. Bir makama seçilmek ve o makama değer görülmek eşsiz bir huzur ve sorumluluk olsa gerek. Düşünsenize birileri "Evet sana inanıyorum, sana bu konuda güveniyorum" diyor. Bu duygu insana başlarda kendini farklı hissettirebilir. Ama bu duygu aslında çok tehlikeli bir sürecinde başlangıcı olabilir. çünkü insanlar seçtikleri kişileri takibe başlar ki işte bu takip son derece acımasız bir duruma dönüşebilir. Bu takip aslında son derece haklı bir takiptir. Çünkü bir şeyleri başarmak için yola çıkmış insanlar kendilerini o makama getirenlere karşı her zaman sorumlular. Bu bitmeyen sorumluluk olgusu eğer ulaşılabilir ve şeffafsanız sizi huzura, eğer kapılarınız kapalı ve ulaşılamazsanız sizi huzursuzluğa sürekler. Çünkü insanların sizden beklentileri vardır, dertlerini size anlatmak istemek de taleplerini iletmek için ısrar etmek de son derece de haklılardır. Siz çözüm mekanizmasındaysanız da bu beklentileri karşılamakla yükümlü olduğunuz tartışmaya bile açılmayacak bir gerçek aslında.   Bir de bizim toplumuzda karşı karşıya olduğumuz bir gerçek var. belli makamlara getirdikleri insanlardan normalin de üzerinde beklentileri olmak gibi. Eleştiriyi çok seven, iş üretmekten ziyade başkalarının yaptıklarında sürekli kusur arayan bir yapıya sahip olduğumuz da bir gerçek. O yüzdendir ki hem verdiğiniz sözleri tutmak, hem gelebilecek her türlü talep için kapılarını açı tutmak yönetmeye talip olmuş insanlar için büyük sıkıntı.

                Bir tarafı memnun ederken diğer tarafın eleştirilerinin her daim hedefinde olmak, sürekli gözlerin üzerinizde olması, yaptığınız herşeyin sürekli kontrolde olması aslında yaşaması zor bir hayat şekli. kendinizi onların yerine koyduğunuz zaman da ortaya çıkan tablo bu aslında. özel hayatı, iş hayatı, yönetim hayatı hep ulu orta konuşulan, gizlisi saklısı, özeli, boş vakti olmayan olamayan ve sürekli birilerinin hedef tahtasına koyduğu, ne kadar çalışırsa çalışsın hep iyi yönleri değil açıkları konuşulan, yaptıkları değil yapamadıkları ya da yanlış yaptıkları konuşulan bir türlü kimseye yaranamayan insanlar. ama başta da söylediğimiz gibi herkesin harcı değil bu işler. herkes cesaret edip çıkamaz ortaya. medeni cesareti tavan yapmış, kendine ve ekibine güvenen bu insanlar, aslında yapayalnız kalıveren ve birşeyler doğru gittiğinde başarıyı herkes sahiplenirken, ters gittiğinde direk hedef gösterilen, sorumluluk sadece onların üzerindeymiş gibi görünen hayatı zor insanlar.

                Başkalarını sorumluluktan kaçtığı zamanlarda ortaya atılıp ben yaparım dediğine zamanla bin pişman edilen insanlar. Belki bu yalnızlık yıpratır da zamanla onları, geldikleri gibi kalamazlar o koltuklarında. Bu koltukta ne var arkadaş gelen değişiyor, oturduğu gibi kalkmıyor demeye başlanır arkalarından. aslında o koltuk mudur insanı değiştiren yoksa çevresindekiler mi yıprtır o koltuğu zamanla bıktırırcasına.

                Fakat yine de ulaşılmak büyük sihir. Ulaşılabilir olmak, her arandığında orada olduğunuzu bilmek iyi gelir insanlara. Gördün mü bak im ne yaparsa yapsın o işinin başında imajı farklılık katar o makamlara. Bir valiye, bir belediye başkanına, bir kurum müdürüne, bir oda başkanına, bir dernek başkanına ulaşmak ulaşabilen için ne büyük bir huzurdur. derdini anlatır rahatlar, çözüm i,çin makama sunduğu öneriler bile makamdaki insanların aslında şehrin sorunlarını çözmekte yanlız olamadıklarını hatırlatır. sorun yaşayanın sadece kendisi olmadığını bilmek bile huzurdur. başkalarını da bu şehir için dertlendiğini, elini taşın altına koyduğunu bilmek yalnız olmadığını hissettirmesi için önemlidir bence.

                Sırf bu yüzden bile bazı insanlar bulundukları makama bir daha bir daha bir daha seçilir. Başarılı olsa da, olmasa da onu seçenler çabasını görüp takdir etmekten hiç bıkmazlar. Verdiği sözleri tutmaya gayret etmek, her arayan ben burdayım, sizin için çalışıyorum mesajı vermek iki taraf için de huzur getirir.

                Ben gazeteciler cemiyeti başkan vekiliyim. hali hazırdaki binamız elimizden alınıp içindeki malzemeleriyle ortada bırakıldığımızı günden bu güne aylar geçti. 24 Temmuz'daki ödül töreninde son dönemi olduğunu ilan eden Başkan Suat Deniz'in bu konu ile ilgili bazı makamlarla aylardır görüşemediğini 5 aydır randevu dahi alamadığını söylemesi çok üzücü. bir şehrin gazeteciler cemiyeti bile bu makamlara bir telefon kadar mesafede ulaşamıyorsa gerisini siz düşünün artık. yada dün gazetelerde hepiniz okudunuz. Esnaf Odası Başkanı Selahattin Çetindoğan'ın canına tak etmiş olmalı ki artık o bile isyan etmiş. AYMAS Galericiler Sitesi Başkanı Hasan Yoğurtçu'nun randevu alamamak, defalarca davet ettiğin halde seslerini bir türlü duyuramamak içinde çok büyük bir uhtedir. Bir çırpıda aklıma geliverenler bunlar. Daha sorsanız kimler kimler aynı dertten yakınacak varın siz düşünün

                Bu insanlar aynı sizin gibi yönetmek için yola çıkmış, aslında sizin yoldaşınız olan insanlar olmasına rağmen bu dertle bu kadar dertlenmeleri çok hayra alamet bir şey değil aslında.  Bunun bilinçle yapıldığını düşünmek de bizi olumsuz düşüncelere iter, çözüm yollarını kapatır.

                Biz iyi düşünelim iyi olsun.Hiçbir yönetici kapısını çalan, derdini anlatıp kendisiyle derman bulacaklara kapılarını da gönlünü de hiç bir zaman kapatmasın.

22.08.2015
Bu yazı 987 defa okundu.

Diğer Yazıları