YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Semra Şener

VATANDAŞ DEDİĞİN…

Bugün oy ve ötesi günü. O da ne demeyin. Televizyon kanallarında Cem Yılmaz başta olmak üzere milyonları ünlü oyuna sahip çıkmaya çağıran bir gönüllü hareketi. 12 mayıs’ta Aydın’a gelmişler ve İnşaat Mühendisleri Odası toplantı salonunda duyarlı bir avuç Aydınlıya ne yaptıklarını anlatmışlardı. O kadar duyuru ve gazetemizde de yayınlanan haberlere rağmen o gün belli ki yine Aydınlıların daha önemli işleri vardı, çünkü katılım çok ama çok azdı. Çok sevdiğim bir laf vardır; Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz diye. Siz oy kullanmaya gitmezseniz, yaşadığınız topraklarda hiçbir şeyden şikayet edemezsiniz. Çünkü buna hakkınız yoktur. Buna yüzünüz yoktur yani. Yada sadece oyunuzu verip daha sonra ki sürecin takipçisi olmazsanız da “Bu memleketin hali ne olacak” deme hakkına da sahip değilsinizdir. Memnunsanız o başka tabii. Çünkü o da bir tercih. Vatandaş olarak siz ülkede her şeyin yolunda gittiğini düşünüyor olabilirsiniz. Sizin bir oyunuzun hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini de düşünüyor olabilirsiniz. Peki ya herkes sizin gibi düşünürse o zaman ne olacak. Gelin bir analiz yapalım. Vatandaş olarak sorumluluklarımız var. Oy kullanmak bunlardan sadece biri. Hem de en basiti. Ülkenizin sizden istediği 4 yada 5 yılda bir sandığa gitmeniz ve tercihinizi sandığa yansıtmanız. A yada b partisi, c yada d partisi orada özgürsünüz. Bunun için seçim maratonu boyunca tüm partileri takip etmek ve bir seçim yapmak zorundasınız. Bunun için akşam olunca dizileri ve futbol tartışmalarını bir yere bırakmalısınız tabi. İş ciddi çünkü. Doğru karar vermek lazım. Bunun için haber bültenlerini izlemelisiniz. Ama at gözlüğü takarak değil elbette. Televizyonunuzda ne kadar kanal varsa hepsini izlemelisiniz. Bu sizin doğru yolu bulmanızı sağlayacaktır. Çünkü sizin çok başarılı gördüğünüz bir partinin belki de çok farklı bir yüzünü o partiye muhalif kanallarda delilleriyle beraber görme imkanı bulabilirsiniz. Ya da size başarısız gösterilen bir partinin aslında hakkının yendiğine şahit olabilirsiniz. Tüm partilerin genel başkanlarını, partilerin sözcülerini, partide ağırlığı olan yılların siyasetçilerini çok iyi takip etmelisiniz. Diyeceksiniz ki; kmse yoğurdum ekşi demiyor ki. Biz bu işin içinden nasıl çıkacağız. Kim doğru söylüyor, kim halkın gözünü boyamaya çalışıyor nereden anlayacağız.” Eeeee o da sizin maharetinize kalmış bi şey.  Verilen sözlere bakacaksınız, gelinen noktada ne yanlış ne doğru onu çok iyi tahlil edeceksiniz. Geçmişle geleceği tüm kriterleri ile değerlendireceksiniz. Tüm kriterler burada en önemli kıstas. Sadece cebinize bakmayacaksınız, sadece kendi çıkarlarınızı gözetmeyeceksiniz. Ne diyor yüce yaradanımız; “Sakın bana kul hakkı ile gelmeyin. Bana yaptığınız yanlışları kıyamam affedebilirim,ama başkasına bir yanlışınız varsa işte onu ben affedemem. Muhatabınız kimse ondan helallik alıp buraya öyle gelin”. Bu çok açık bir çağrı aslında. Ve ağır bir vebal. İnsanın eli titrer vallahi. Düşünsenize verdiğiniz oyda sadece kendinizin değil tüyü bitmedik yetimin dahi hakkı var. Onun geleceğini de düşünmek ve Evet’i on göre basmak zorundasınız. 

Neyse sizin o aşamayı geçtiğinizi düşünelim. Elinizi vicdanınıza koydunuz ve en doğru kararı verdiniz. Vicdanınız pirüpak, rahatsınız yani. Kimsenin hakkını yemediğinizi düşünüyorsunuz. Bastınız eveti çıktınız . peki sorumluluğunuz bitti mi? Elbette hayır. Asıl şimdi başlıyor. Sizin ve oy kullanan herkesin verdiği oya sahip çıkmak da vatandaş olarak sizin sorumluluğunuzda.  Ya uyanıklar çıkar, sandık sonuçlarıyla oynarsa.  Sandıktan sizinle birlikte çoğunluğun oy verdiği  parti değil de alakasız bir parti çıkarsa. Nereden bileceksiniz? Bir oy farkla bile seçim kazanıyor yada kaybediliyor. Demokrasinin güzelliği de bu zaten. Peki uyanığın biri sadece bir iki rakamla oynayarak sizinle birlikte yüzlerce, binlerce insanın verdiği kararı hiçe sayarsa bunu nasıl ispatlayacaksınız. Peki bu ülke genelinde birçok sandıkta yapılır da seçim sonuçlarını bile değiştirecek bir boyuta ulaşırsa ne olacak? Bunun vebalini kim ödeyecek.

İşte en kötü senaryo. Peki olmaz mı? Olma ihtimali her zaman var tabi ki. O zaman vatandaş olarak ne yapmak lazım ? Elbette sandığa sahip çıkmak lazım. Halk iradesine sahip çıkmak lazım. Peki bunu nasıl yapabiliriz?

İşte OY ve Ötesi tam da bu noktada devreye giriyor. Parti farkı gözetmeksizin tamamen gönüllülerden oluşan bir ekiple sandıklara sahip çıkacak bir oluşum.  İster A partisinden olun ister B yada C, hiç fark etmez. Burada temel amaç halkın iradesini korumak ve her şeyden önemlisi kollamak. Kanun dışı sizi rahatsız edebilecek hiçbir şey yok, korkmayın çekinmeyin. Yapılan iş tamamen anayasal bir hak. Elbette izlenecek bir yol oluşturulacak bir oluşum var. Bu oluşumun içinde olmak için gönüllü olmalı ve bugün saat 18.00’de Nevzat Biçer Parkındaki eğitim çalışmasına katılmalısınız. Yolunu yordamını OY Ve Ötesinden gelen yetkililer size ayrıntılarıyla anlatacaklar. Kafanıza takılan her şeyi onlara açık açık sorabilirsiniz. Zaten bunun için Aydın’a geliyorlar. Ve şunu unutmayın; size çok ama çok ihtiyaçları var.

Bugün kendinizi iyi hissetirecek iyi bir şey yapın ve Oy ve Ötesini dinlemeye gidin. Aklınıza yatarsa zaten gönüllü olursunuz. Yatmazsa da kimsenin sizi zorladığı falan yok. Vatandaşlık bilincini geliştiği toplumlarda siz de, çocuklarınız da, torunlarınız da daha rahat ve özgürce yaşar unutmayın. Hadi sadece iki saatinizi ayırın.

 

 

 

02.06.2015
Bu yazı 1845 defa okundu.

Diğer Yazıları