YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Süleyman Kasım Şener

15 TEMMUZ GECESİ

Uzun zamandır hep yazmak istiyordum.

Kısmet bugüneymiş.

15 Temmuz 2016.

O akşam, eşimin doğum gününü bir gün öncesinden olmasına rağmen kutlamak için bütün bir aile toplandık. Çocuklar, büyükler, halalar, anneler, babalar.

Hep beraberiz.

Saat akşamın 10’u olunca, malum olaydan haberdar olduk.

Doğum günü kutlaması yerini anlatılamaz bir tedirginliğe bıraktı.

Ekranlarda eski Boğaz Köprüsü(Şimdiki Şehitler Köprüsü)

Büyükler, “ordu yönetime el koydu” derlerken, yaşça küçük olmama rağmen, “bu işte bir gariplik var” diyorum…

Dakikalar ilerledikçe, anlaşılmaz bir sinirlilik hali kaplıyor bizleri.

Çocuklar tedirgin, “baba ne olacak?” diye soruyorlar..

“Yok bir şey, böyle bir darbe olmaz” desem de olanları anlamakta güçlük çekiyoruz..

Derken, TRT1 de, o malum açıklama…

Yurtta Sulh Konseyi denilene bir yapının açıklaması…

İşler daha da karışıyor.

Hava sıcak..

Sinirler iyice gergin..

Ekranlardan sürekli İstanbul ve Ankara görüntüleri..

İzmir’de ne oluyor?

Aydın’da neler oluyor?

Haber yok..

Derken, komutanların, biz bu işin içinde yokuz açıklamaları, Cumhurbaşkanı’nın “sokağa çıkın” çağrısı…

Ben artık dışarıdayım.

Aydın’da Efeler’de Bey Camii’nin duvarında oturuyorum.

Yanımda Hedef Gazetesi Sahibi Aydın Sarı ve kızı..

Onlar da olup biteni anlamaya çalışıyorlar..

Meydanda asker yok. Tam tersine polisler kol geziyor.

Valilik binası polis kordonu altında.

Oh çok şükür, Aydın’da sıkıntı yok diyoruz hep birlikte..

Meydan’da 50-100 kişi ya var ya yok..

Yarım saat sonra ise, ellerinde Türk Bayrakları olanlar birer ikişer meydana gelmeye başlıyor.

Kalabalık biraz daha artıyor.

Şehir ise hala sessiz.

Derken, Bey Camii önünde gürültüler başlıyor.

Bakıyoruz, içeri girmeye çalışan bir gurup var.

Biz daha ne olduğunu anlamadan, minareden sala sesleri yükselmeye başlıyor.

Camiden içeri girenler, tekbir getiriyor.

Bey Camii’nden yükselen sala seslerine diğer camilerden yükselen sala sesleri karışmaya başlıyor.

Meydan’da toplananlar çok kalabalık değil dala.

Ama her geçen dakika sayıları biraz daha artıyor.

Cep telefonlarından akan bilgiler, İstanbul ve Ankara’da bombaların patladığını haber veriyor bizlere.

Meclis bombalanıyor.

Aydın Merkezde ise polisler her şeye hakim.

Gecenin ilerleyen saatinde bu kadar yeter diyoruz.

Bu iş bitti diye evin yolunu tutuyoruz.

Evde, ekranlarda savaş uçaklarının kendi insanları üzerine nasıl bomba yağdırdığını gözyaşları içinde seyrederken, bu nasıl bir hainliktir diyoruz.

İşte, 15 Temmuz’u 16 Temmuz’u bağlayan gecede benim yaşadıklarım.

Milletçe yaşadığımız, travma geçirdiğimiz o gece…

Bu ülke, bu millet bir daha böyle bir gece yaşamasın diye hepimizin yapacak çok işi var..

Ailemiz için, çocuklarımız için, bu millet için….

 

11.07.2017
Bu yazı 286 defa okundu.

Diğer Yazıları