YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Süleyman Kasım Şener

GAZETE-Cİ

Her an bir şeyleri paylaşabilmek, aktarabilmek, bilgilendirebilmek aslında ne zor bir iştir, nedense bu pek düşünülmez. Daha doğrusu işimize gelmez. Oysa gazete ve gazeteci bir gün sonrasını yaşar. Yaşadığı anı değil bir gün sonrasına yaşadığını aktarabilmek için çalışır.

Herhangi bir kazaya emniyet mensubundan, yangına itfaiyeden önce gidebilmek için yarışır. Dağmış, ovaymış, uçurummuş hiç fark etmez. Tek amaç vardır olay yerine ulaşmak. Cebinde parası varmış, yokmuş hiç önemli değil. İlla olay yeri..

İş olay yerine ulaşmakla da bitmez. Kimi zaman uçurumdan aşağıya inmek gerekir, kimi zamanda yukarıya tırmanmak. Bazen kendi canı önemsiz kalır, bazen de fotoğraf makinesinin arkasında göz yaşlarını gizlemeye çalışır, kimse görmesin diye..

Kimi zaman saatlerce güneşin altında bekler bazen de yağmurun, hiç fark etmez. Önemli olan haberdir haberci için.

Açmış, tokmuş kimse bilmez.

Çocuğu hastaymış, nişanlısı naz yapıyormuş, anası babası kızıyormuş, kimse bilmez.

Gazete-ci olmak çok zordur.

Sevgilisini, çocuğunu, ana-babasını hep ikinci sıraya iter gazeteci çünkü onun için en vazgeçilmez olan işidir. Ertesi gün sayfalarda yaptığı haberi görünceye kadar huzursuzdur.

Gördü mü yaptığı haberi dünyanın en mutlu insanıdır o. Ay’a bile gider o mutlulukla.

Çektiği fotoğraf yüzünden dayak yer.

Yaptığı haber yüzünden adliye koridorlarında gezinir, hatta demir parmaklıklar ardına düşer.

Yine de sevdasından vazgeçmez.

O ilk günkü gibi sevdalıdır mesleğine..

Her mesleğin mutlaka vardır zorlukları buna şüphe yok. Ancak, bir düşünün. Hatta bir günlüğüne siz olun gazeteci.

Düğünlerde “beni de çek” diyenler, cenazede yada kavgada “neden çekiyorsun” diyenler, trafik kazalarında yada intihar olaylarında “sen kimsin, seni döveriz” diyenler..

Zordur bizim meslek.

Kimseye yaranamazsın, zaten yaranmak içinde yapmazsın işini.

Tek hedef vardır oda halkı haberdar etmek.

Haber, gazetecinin; aşıdır, suyudur, sevgilisidir, çocuğudur, eşidir, anasıdır.

Herşey halkı bilgilendirmek içindir de aydınlıkta karanlık içinden gelen bir yumruk, bir tokat bütün dünyasını karartır, canı acır. Canının acısı yumruktan değildir, yüreğinin içinden gelir acı.

Bumudur ödül? Bumudur onca çekilen zorlukların mükafatı?

Bumudur toplumdan alınacak cevap? Nerede her gün gazeteciler karşısında demeç vermeye çalışanlar? Nerede “bizi de çek” diyenler? Nerede, bugün gazeteler ne yazdı diyenler? Bu kadar mı yani?

Aydınlıkta atılan o karanlık yumruğun sahibi kimdir? Karanlık mıdır suçlu?

Yoksa aydınlık mıdır karanlığa yenilen?

Gazeteciye mi atıldı o yumruk? Yoksa topluma bir mesaj mıydı verilmeye çalışılan?

Gün çoktan gitti buralardan. Aydınlığa soranlara selam olsun! Geç kaldınız, dün olduğu gibi.

Bugün yeni bir gün değil, bir el, bir yumruk bugünü çaldı.

Siz farkında mısınız, bugün günlerden ne?

Akreple yelkovan bugün yarışmıyor. Nehirlerde su akmıyor. Denizde dalga yok.

Gün, çoktan gitti buralardan. Farkındamısınız?

05.08.2015
Bu yazı 1168 defa okundu.

Diğer Yazıları