YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Süleyman Kasım Şener

NASIL İŞİNE GELİRSE!

Tarihin gördüğü diktatörlerden Tito 1980 yılında ölünce başladı ilk olaylar. Yugoslavya zaten federal bir yapıydı. Tito, baskı sayesinde bu esnek yapıyı bir arada tutuyordu. İlk olaylar 1981’de başladı.Kosava’da başlayan baş kaldırı sık sık hükümet değişikliklerine neden olmuş, Cumhuriyetler arasında da çatışmalar başlamıştı.

İşte Batı tam da bu dönemde istediklerini yapmaya başladı. Önce 1989'da Yugoslavya'yı iflas ettirmek için Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası Yugoslavya hükümetine yıkıcı şartlarla kredi verdi. Batı, önce Sıplara destek verdi ve Sırplar Yugoslavya’yı yönetmeye kaldı. İlk tepki Slovenlerden geldi. Artık Yugoslavya için sonun başlangıcı kaçınılmazdı. Çünkü Batı kararını vermişti. Güçlü bir Yugoslavya yerine parçalanmış, askeri gücü olmayan devletçikler istiyordu. Sonunda istedikleri de oldu.

Önce iç çatışmalar sonra dinsel çatışmalar ve nihayet katliamlar, soykırımlar.

Yugoslavya batılı devletlerin istediği şekilde, kanlı savaşlarla paramparça olmuş ve nihayet 2008’e gelindiğinde Hırvatistan, Sırbistan, Slovenya, Makedonya, Bosna-Hersek, Karabağ ve Kosava ayrı ayrı devletler olarak parçalanan Yugoslavya’dan ortaya çıkan devletler olmuşlardı.

Yugoslavya’da parçalanma taraftarı olan Batı, nedense Kıbrıs’da her daim tek bir devlet görmek istedi. Aynı dinden ve aynı milletten olmayan iki halk hep tek devletle temsil edilmek istendi. 1974 yılına kadar da bu isteklerinde başarılı da oldular. Mehmetçik Ada’ya çıkınca birden durum değişti. Birleşmiş Milletler derhal ateşkes istedi. İlk çıkartmadan sonra başlayan görüşmeler bir müddet sonra çıkmaza girince Türk Silahlı Kuvvetleri “Ayşe Tatile Çıksın” parolasıyla 13 Ağustos’ta Ada’da yeniden ilerlemeye başlar.Başkent Lefkoşe’ye, 15 Ağustos’da da Magosa’ya ve Lefke’ye girer. Vay senmisin Kıbrıs’ta harekat yapan!

Birleşmiş Milletlere göre Adanın hala tek hakimi Kıbrıs Cumhuriyeti’dir. 550 Saylı Kararla KKTC’nin tanınmaması istenmiştir.  BM’ye göre Türkler Ada’da işgalcidir. İşte BM’nin bu kararları doğrultusunda KKTC’yi Türkiye dışında hiçbir ülke tanımamıştır. Batı, her ne hikmetse Ada’da Türk Devleti yokmuş gibi davranmaktadır!

Avrupa Birliği Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kendi içine alırken KKTC’yi yine dışlamış, Ada’nın tek hakimi olarak Rum Devletini görmüştür.

KKTC, bugüne kadar hep direnmiştir. BM Genel Sekreti Kofi Annan tarafından ortaya atılan ve her iki halk tarafından oylanan referandumda nedense Türk tarafı evet derken Rumlar hayır demiştir.

Bugüne gelecek olursak, 1570 yılında başlayan ve yaklaşık bir yıl süren ve 50 bin askerimizin şehit edildiği savaşlarla Türk toprağı olan Kıbrıs’ta yine birleşme dansları yapılmaktadır. Yani 1974 öncesi durum yeniden hortlatılmaya çalışılmaktadır. İki ayrı millet, iki ayrı dinin mensubu iki halk yine bir arada tek devlet adı altında yaşamaya zorlanmaktadır.

Kıbrıs, önemlidir.

Kıbrıs stratejik olarak da önemlidir.

Kıbrıs, doğal kaynakları itibariyle de önemlidir.

Kıbrıs, Venedikliler için önemliydi, Papalık için önemliydi, Hristiyanlar için önemliydi, Osmanlılar bakımından önemliydi, düne kadar Türkiye için de önemliydi!

Ama Kıbrıs asıl Batı için önemli.

25.07.2015
Bu yazı 942 defa okundu.

Diğer Yazıları