YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Süleyman Kasım Şener

YEMİN

1919.

 Türkün zor yılları.

Anadolu dahil Osmanlının her yeri işgal altında.

 Halk savaşlardan yılmış, ama en çok da iktidardakilerin umarsızlığından bıkmış bir halde. Mustafa Kemal, İstanbul'dan Anadolu'ya geçmiş ve Erzurum ve Sivas kongrelerini yapmıştı. Temsil Heyetinin başı olarak Ankara'ya gelmişti.

Anadolu yangın yeriydi.

İşte bu yangın yerinde Osmanlı Mebusan Meclisi için seçim yapıldı.

Aydın Mebusu olarak Cami Baykut ve Mehmet Emin Erkut'da Osmanlı Mebusan Meclisine girmişlerdi.

Burada bir parantez açalım.  Cami Baykut ( Bazı kaynaklarda Baykurt olarak da geçer) bilindiği gibi T.B.M.M.'de 1.Dönem Milletvekilliği yapmış olup, Mustafa Kemal Paşa'nın reislik ettiği I. İcra Vekilleri Heyeti'nin ilk iki ayında Dahiliye Vekilliği yapmış siyaset adamıdır. Bu anlamda Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk içişleri bakanıdır.

Parantezi kapatalım.

Mustafa Kemal, seçim sonuçlarına göre Mebusan Meclisinde,  Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmasını ve bu cemiyetle birlikte Mebusan Meclisindeki tüm çalışmaların yürütülmesini istiyordu.

Ancak olmadı.

Genç mebuslar, Mebusan Meclisinden önce Ankara'ya giderek Mustafa Kemal'le görüşmelerine rağmen Mecliste bu grubu oluşturamadılar. Üstelik grubu da kuramadılar. Onun yerine Felah-i Vatan Grubu oluşturuldu.

Tarih 12 Ocak 1919.

VI. Osmanlı Mebusan Meclis'i İstanbul'da toplandı.

Padişah Vahdettin’in rahatsızlığı sebebiyle açış nutku dahiliye nazırı damat Şerif Paşa tarafından okundu.

Bu ilk toplantıya sadece 72 mebus iştirak edebilmişti.

Mustafa Kemal, Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyetinin kurulması ve Meclis Başkanlığına seçilmesi konusunda konuştuğu mebusanlarla anlaşmasına rağmen mebuslar bunda başarılı olamadı. Mustafa Kemal daha sonra yazdığı Nutuk'da bu olaya çok sert tepki göstermiş ve şunları yazmıştır: "….Bu grubu kurmayı vicdan borcu, ulus borcu bilmek durumunda bulunan baylar inançsız idiler…korkak idiler…bilgisiz idiler.

İnançsız idiler; çünkü tek kurtuluş dayanağının ulus olduğunu kavrayamıyorlardı :Padişaha dalkavukluk ederek yabancılara hoş görünerek yumuşak ve nazik davranarak büyük ideallerin gerçekleşebileceğine inanma gafletinde bulunuyorlardı…”

Mecliste istenilen başarı sağlanamasa da genç mebuslar Sivas Kongresi kararlarını Mebusan Meclisinde karara aldırmayı başardılar.

28 Ocak 1920 tarihinde ise tarihimizin en önemli olaylarından birine imza attırmayı gerçekleştirdiler.

Türk Kurtuluş Savaşının manifestosu olarak bilinen 6 maddelik bildiri oy birliği ile karar altına aldırılmıştır. Bu bildiri, 1.Dünya Savaşı sonrası Türkiye'nin kabul edebileceği barış koşullarını açıklayan bir bildiridir.

Bu bildiri, Kurtuluş Savaşının temelini oluşturan bir program niteliğindedir.

Bildiri mecliste "Ahd-ı Milli Beyannamesi" adıyla kabul edilmiş, ancak daha sonra "Misakı milli" olarak anılmıştır. Her iki deyim de Ulusal Yemin anlamına gelir.

6 maddelik Misak-ı Milli Kararları özetle şu şekildedir:

* Arap kökenli halkın oturduğu ve Mondros Mütarekesi imzalandığı tarihte yabancı devletlerin işgali altında bulunan bölgelerin geleceği, halkın serbest oyuyla belirlenecektir; mütareke sınırları içinde Osmanlı-İslam çoğunluğun yerleşmiş bulunduğu kısımların tümü, gerçekte ya da hükmen hiç bir nedenle birbirinden ayrılamayacak bir bütündür.

* İlk serbest kaldıkları zamanda kendi istekleriyle anavatana katılan Kars, Ardahan ve Batum illerinde gerekirse yeniden halkoylaması yapılabilecektir.

* Batı Trakya'nın hukuksal durumu da, halkın tam bir özgürlük içinde verecekleri oylarla saptanmalıdır.

* İstanbul ve Marmara Denizi'nin güvenliği her türlü tehlikeden uzak tutulacak, Boğazların ticaret gemilerine açık tutulması, ilgili devletlerin aralarındaki antlaşmalarla sağlanacaktır.

* Antlaşmalarla belirlenen ilkeler çerçevesinde azınlıkların hukuku, komşu ülkelerdeki müslüman halkların aynı haklardan yararlanmaları koşuluyla güvence altında olacaktır.

* Türkiye'nin siyasal, adli, mali tam bağımsızlığı kabul edilecektir; bu konularda hiçbir kayıt ve kısıtlama getirilemez.

11 Nisan 1920'de, İstanbul'un işgalinden sonra kapatılan Osmanlı Mebusan Meclisi bu bildiriyle azda olsa üzerine düşen görevi yerine getirebilmiştir. Mebusan Meclisinin kapatılmasıyla birlikte bir çok mebus Ankara'ya geçmiş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çalışmalarına katılmıştır.

Süleyman Kasım Şener

 

 

09.01.2016
Bu yazı 1145 defa okundu.

Diğer Yazıları