YAZARLAR

Süleyman Kasım Şener

BİZ

Semra Şener

ATAMA ÖZLEM

HAVVA ÇETİNTÜRK

KAPLUMBAĞA ve BEN

Asuman Dokuzlu

UTANIYORUZ ATAM!!!

Halil Kanargı

YÜREK DİLSİZ KALIR

Mesut Çelik

Vefakar Ülkem

Gönül Şahin Mezkit

15 Temmuz günü



Süleyman Kasım Şener

Zeytinyağı!

Bugün, Aydın'da önemli bir toplantı vardı. Aydın Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen ““Yağhanelerin Mevcut Hijyen Koşullarının İyileştirilmesi ve Aydın’da Zeytinyağı Kalitesinin Arttırılması Toplantısı.” 

Toplantıda Aydın Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bosnalı, zeytinyağı konusunda ülkemizin ve özellikle ilimizin yaşadığı sıkıntıları dile getirdiği konuşması, bence son zamanların en önemli açıklamaları niteliğinde.

Herşeyden önce Bosnalı, zeytinyağı üretimindeki kapasitemizin artacağını kaydetti. Sonrada bunun pazarlama sorununa değindi. Bosnalı, Zeytinyağı dediğimiz zaman Türkiye’de Aydın aklımıza geliyor” diyerek, “Yaklaşık 24 milyon ağacımız var. 24 milyon ağaçtan Aydın’da son yıllarda 55 bin ton civarında yağ üretiyoruz. Bu da Türkiye’de çok büyük bir rakam. Son on yıldır Türkiye’deki 70 milyon ağacımız, şu anda 180 milyon ağaç oldu. Önümüzdeki yıllarda güzel bir tonaj yakalayacağız. 180 bin ton civarında yağ ürettiğimiz zaman kişi başı bir kilo yağ tüketen Türkiye ile bu iş olmaz. Çünkü 70 bin ton yağ tüketeceksiniz, karşılığında 200 bin ton yağ üreteceksiniz. Ne yapacaksınız bunu Avrupa’ya satacaksınız. Satamıyorsunuz çünkü 1995 yılında yapılan Gümrük Antlaşmalarında yapılan hatalardan dolayı. Bu hata neydi, kırmızı et ithal edeceksin, domates ithal edeceksin, karşılığında zeytinyağı ihraç edeceksin. Bunu yapmazsan ben sana fon koyarım diye Avrupa ülkeleri böyle bir kıskaca almışlar. Dolayısıyla biz 600 bin ton yağ üreteceğiz. Ne yapacağız bu kadar yağı, ihracat sorunumuz gerçekten var" dedi.

Bakın Bosnalı, geçmişte yapılan hataları gözümüzün içine sokuyor.

Özellikle, Gümrük Birliği Anlaşmalarını...

O günlerde, Avrupa'ya giriyoruz diye göbek atanlar, gümrük birliğiyle köşe olacağımızı söyleyenler şimdilerde ne yapıyorlardır acaba?

6 Mart 1995'de imzalanan antlaşma 1 Ocak 1996'da yürürlüğe girmişti. Dile kolay 22 yıl geçmiş aradan.

"Ya gireceğiz, ya gireceğiz" diyen dönemin Başbakanı Tansu Çiller, bugün bu anlaşmadan memnunmudur acaba?

Yada, o dönem bu mu gerekiyordu, diyordur...

22 yıl önce bir sevda uğruna kabul ettiğimiz gümrük birliği anlaşması bugün zeytinyağı ihracatımızın karşısında bir duvar. Berlin duvarı gibi..

Siyasiler hata yapar, cezasını millet çeker.

Gümrük Birliği'ne girdiğimiz gün Bayram yapmıştık,

oysa bugün bunun acısını çekiyoruz.

Ne acı!

O dönemlerde Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün(1997-2011 yılları arası ATO Başkanmlığını yürüttü), bas bas bağırıyordu, aslında nelerin olduğunu ve olacağını...

Ne mi yaptık?

Ergenekon'dan içeri attık...

Ah ah...

Tekrar Bosnalı'ya dönersek: "Bizim iç tüketimimizi arttırmak lazım. Bunun içinde biz bir yıldan beri Türkiye’deki hava alanı olan illerin hepsini dolaşıyoruz. Aydın ticaret Borsasının bir labaratuvarı var. Bu laboratuvarda fiziksel analiz yapıyoruz. Yani zeytinyağının aromasını meyvamsı kokusunu arıyoruz. Fakat Anadoluya gittiğimiz zaman meyvamsı kokuyu maalesef Türk halkı bilmiyor. Bir tek Erzurum’da kaliteli yağ tüketildiğini gördük. Çünkü biz bu yağları tattırırken, aromayı bırakın, tahşişli yağı tattırdığımız zaman ben bunu tüketiyorum diyor vatandaş. Tabi bu konunun devlet tarafından çok ciddiye alnıması gerekir. Biz kişi başı en az 10 kilo zeytinyağı tüketmesi için kampanya yapacağız, ama Türk halkı Zeytinyağı adı altında başka yağlar yiyor. Çok üzücü bir durum. Devletimiz isterse bunun üstesinden gelir, bu konuda hiçbir problem yok” diyor.

Zeytinyağı, bu toprakların gerçek değeri.

Bu değere sahip çıkamıyoruz.

Sıkma zeytinyağında pazarı kaybediyoruz.

Zeytinyağına başka şeyler karıştırıyoruz,

sonra ne karıştırdığımızı unutup: "Biz neden böyleyiz" diye etrafımıza soruyoruz.

Ey ayna! Ayna!

Söyle bana,

biz ne zaman adam oluruz?

 

02.08.2017
Bu yazı 217 defa okundu.

Diğer Yazıları